cünup-cenabet.. tartışalım

din kültürü 3 kişi atıp tutmuş

bu defa konuyu birlikte tartışmak istiyorum.. atıp-tutmalarınızla konuya yön ve renk verirseniz sevinirim..

hakkı yılmaz, ki sürekli söylerim, kendisi kuran dili konusunda günümüzde yaşayan en büyük ustalardan biridir, “cünupluk-cenabetlik” konusuna farklı bir bakış açısı getirmiş..

yazıyı aşağıda aynen vereceğim ama özetini geçeyim dilerseniz..
cünup kelimesinin kuran’ da ve kuran inmeden önce arap dilinde kullanımından yola çıkmış hakkı yılmaz..

ve demiş ki “cenabetlik bilindiği şekliyle cinsel ilişkiden (ya da boşalmadan) gusledene kadarki süre değildir”..
cenabetliğin tam aksine, tahrik olmakla ya da cinsel dürtülerin uyanmasıyla, cinsel ilişkiye (ya da boşalmaya) kadar olan süre olduğunu iddia ediyor yılmaz..
ve o süre zarfında akli melekelerin tam olarak işlemediğini, afedersiniz ama başka tabir bulamadım “insanın aklının şeysinde olduğunu” bu yüzden de kuran’ ın bu durum içerisinde namaz kılmayı yasakladığını, bu durumdan kurtulmak için gusletmenin (iyice yıkanmanın/duş almanın) emredildiğini öne sürüyor..

gusül konusunda daha önce yazmıştık.. dileyen buradan okuyabilir.

burada dikkatimi çeken bir nokta var, sayın yılmaz daha önce namaz konusunda yazdığı bir kitap artı bir çok makalenin ardından, “salat” kelimesinin kapsamını da genişletmiş.. “salat” ı sadece “namaz” olarak değil, Allah’ ı anmak kapsamında arttırmış.. musalla taşının başında durmaktan, eğitim öğretim yerlerini ve hayır işi yapmayı da “Allah’ ı anmak” kapsamında “salat” ın içine dahil etmiş..

açıkçası, kendi görüşüm olarak, sayın hakkı yılmaz’ ın görüşünü son derece mantıklı bulmakla beraner, henüz tam anlamıyla ikna olmadım.. bu yüzden de bu konuyu size “bu böyledir” diye aktaramıyorum.
ancak dediğim gibi son derece mantıklı bir dilsel kullanım içerdiğinden, konuyu tartışmak istiyorum.
sayın hakkı yılmaz’ la konu hakkında biz de birebir istişarede bulunacağız.. oradan alıntıları da buraya ekleyeceğim.

önce hakkı yılmaz’ ın konuyla ilgili yazısını ve yeni “cenabet” tanımını aşağıya aynen aktarıyorum. daha sonra sizden yorumlar bekleyeceğim. ve ben de bu yorumlara dahil olup kapsamı genişletmeye çalışacağım. dediğim gibi yılmaz’ ın konuyla ilgili diğer açıklamalarını da alıntılayacağım kendi görüşmelerimizden..

dilerim doğru yolu buluruz.. Allah bizleri doğru bildiğimiz yanlışlar için affetsin, yanlışları doğru olarak görmemizi engellesin… “Allah’ ım anlayışımı arttır”…

hakkı yılmaz’ ın “cünup-cenabet” yazısı :

durmak yok, okumaya devam..

kod adı : yeşil

din kültürü Atıp tutan yok

“yeşil kod adlı” deyince, mahmut yıldırım gelir akla.. susurluk’ un, derin devlet’ in, jitem’ in muamma ismi… günümüzde “yeşil” diye birinin “gerçekten” var olup olmadığı bile tartışılır oldu…

“var olup olmadığı” bir muamma, bir tartışma konusu olan bir başka “yeşil” daha var aslında.. mahmut yıldırım adına -şimdilik- bayramlar düzenlenmiyor ama diğer “yeşil” i insanlarımız her yıl kuzular keserek, gül ağaçlarının altına eciş bücüş şekiller çizerek, kağıtlar gömerek, sonra onları denize atarak, gelinlik kızların kısmetlerini açarak(!), karınca yuvalarından taşlar toplayarak “kutluyor”…

hıdrellez‘ den ve “hızır” dan bahsediyorum…

önce hıdrellez ismiyle kutlanan şeyin “ne” olduğunu öğrenerek başlayalım yazıya…

durmak yok, okumaya devam..

soru – cevap

ben.., din kültürü, yazı / çizi Atıp tutan yok

> Merhaba Kaan Bey

Merhaba **** Bey. Kusura bakmayın aşırı yoğun bir çalışma temposunda olduğum
için, bu gibi ciddi bir konuda kalem oynatmak için ancak yeterli zaman ve
konsantrasyonu bulabildim. Allah utandırmasın..

> Facebook’ta Deist Turk Grubunda bulunanlara elimden geldiğince bilimsel
> açıdan yanıt vermeye çalışıyorum. Orada İslam Dini ve de Peygamber
> Efendimiz ile ilgili kötü sözler duyunca ve de Tartışma kısmında yer alan
> Din yazısının altında küfür içeren şiiri görünce tartışmaya karar verdim.
> Açıkcası kimsenin dini görüşü beni ilgilendirmiyor sadece amacım İslam ile
> alay eden kişilerin bilgi düzeyi nasıl diye merak ettim ve de açıkcası çok
> boş buldum. Zulkarneyn olayının geçtiği ayette güneşin Kehf suresi 86-90 da
> dünyanın yuvarlak olduğu ile ilgili bir ibare var mı? İnanın ben oradan
> öyle bir anlam çıkarmadım ama oradaki şahıs inat ediyor.

18:86-90′ ın önerdiğim çevirisi şu şekilde :

“Uzak batıya varınca güneşi büyük bir okyanusta batar buldu ve orada bir
topluluk ile karşılaştı. “Ey İki Nesil Sahibi, dilersen onları cezalandır,
dilersen onlara iyi davran,” dedik.
Dedi ki, “Kim haksızlık ederse onu cezalandıracağız, Rabbine döndürülünce de
onu görülmemiş bir cezaya çarpacaktır.”
“İnanıp erdemli davranana gelince, ona güzel bir ödül vardır. Ona kolaylık
göstereceğiz.”
Sonra bir yol tuttu.
Uzak doğuya varınca, güneşi, kendilerini güneşten koruyacak herhangi bir şeye
sahip olmayan bir topluluk üzerine doğar buldu.”

Kuran bir fizik, astronomi, kimya, biyoloji vs. kitabı değildir. Kuran,
bilimin doğruladığı her şeyi otomatikman ve kaçınılmaz olarak doğrular.

Bu ayetlerde dünyanın yuvarlaklığıyla ilgili bir mesaj yoktur. Ayetlerin
manasını kavramak için, Zulkarneyn kıssasını başlangıç ayetinden son ayetine
kadar tahlil etmek gerekir.

> Bir de Nisa Suresi
> 15-16 ıncı ayetlerde toplam 24 tane Kuran mealinden sadece 1 inden Yaşar
> Nuri Öztürk ünde eşcinsellik ibaresi var. Bu da oradaki şahıs bu ayetleri
> kullandı bende yanlış dedim. Fakat verdiği linkleri sizede vereyim. Neden
> burada bu Yaşar Nuri farklı bir anlam kullanmış…
> http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=15
> http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=16
> bu konularda beni bilgilendirirseniz sevinirim.

4:15-16′ da Yaşar Nuri Öztürk’ ün “eşcinsellik” olarak yorumladığı
kelime, “fuhuşa varmak / fahişeye varmak” anlamına gelir.

“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin. Tanıklık
ederlerse, onları, ölünceye veya ALLAH onlara bir yol açıncaya kadar evlerde
tutun.”

Güncel Türkçe ile “fuhuş yapmak” olarak çevirilebilir. “Fahişelik yapanlar” da
olabilir. Ayette eşcinsellik anlamı yoktur. Açık olarak fahişelik yaparak
toplum düzenini bozan kadınların bir çeşit tecride alınması emredilmiştir.

Ayetteki fahişe sözcüğü asıl olarak; kötülüğü gayet açık olan davranış, aşırı
derecede edepsizlik demektir. Arapça’ da genellikle yasal olmayan cinsel
ilişkiler için kullanılır.

“Sizden zina işleyen çifti cezalandırın. Tevbe edip düzelirlerse onlardan
vazgeçin. ALLAH yönelişleri kabul edendir, Rahim’dir.”

Burada Yaşar Nuri Öztürk ile birlikte, Hakkı Yılmaz da “iki erkek” ifadesini
kullanmış. Fiilin “erkek” (müzekker) olması bu anlamı çıkarmamızı
sağlayabilir.

Bu ayeti tam anlayabilmek için “zina” kelimesini ve Kuran’ da zina kavramını
tam olarak özümsemek gerekir. Çok yakında zina ile ilgili çok kapsamlı bir
makaleyi siteme koyacağım, inşaallah o zaman kavramanıza daha yardımcı
olabilir.

Kişisel kanaatim, bu ayetin müteşabih olarak anlaşılması gerektiğidir. Ki zina
kavramının gerçek anlamı da bunu gerektirir.

Zina işleyen kişiler, erkek, kadın, kadın-erkek olabilir, yani ayet hem “zina
eden” kadın ve erkek çifti, hem de “zina eden” iki erkeği kapsıyor olabilir.

En doğrusunu Allah bilir.

> Saygılarımla
> **** ****
> Not:Bu arada Kuran Açısından Evrim Teorisi kitabını bir çırpıda okudum ve
> de çok beğendim. Hem deistlerin evrim ile yaptığı yorumlarınında önüne
> geçti. Bende evrim teorisi ile İslam dininin zıt bir yönü olmadığı
> görüşündeyim. Fakat ilk defa böyle bir yayınla dindar olan arkadaşlara da
> dediğimde alay etme konusunda bir engel teşkil ediyor. Kitabınızı
> duyanların ilk tepkisi şaşırmak oluyor.

Çok teşekkür ediyorum.

> Bu arada ***** Üniversitesi ****
> ****** Teknik Daire Başkanlığı’ nda Uzman kadrosunda çalışıyorum. Kartografya
> ABD den de doktora yapıyorum. Kuran’da geçen dünyanın şeklinin devekuşu
> yumurtası şeklinde olması son jeodezik ölçümlerle destekleniyor diye
> biliyorum ben ek bilgi olarak diyeyim dedim.

Konuyla ilgili ayet-bilimsel bilgi eşleşmesi gönderebilirseniz sevinirim.

şirkin çarklarından şirk fetvası

din kültürü Atıp tutan yok

imam efendi “milli piyango oynamak, puta tapmakla aynı şey” demiş…

bu defa habere haberci olarak değil, “bilirkişi” olarak müdahil olduk…

haberi burada ve burada

konuyla ilgili verdiğim beyanat bu yazının devamında…

durmak yok, okumaya devam..

fala inanma…

din kültürü Atıp tutan yok

rüyalar yoluyla geleceği görmek mümkün mü? vizyon (sanrı) yoluyla geleceği görmek mümkün mü? tarot, kahve vs. falları ile geleceği görmek münkün mü? geleceği kimler bilebilir?

en komplike şekliyle nostradamus’ undan, vanga’ sına, medyum bilmemkimlerine, en basit şekliyle evde bakılan “masum” bir kahve falı ya da kafelerdeki tarot fallarına, her gün gördüğünüz rüyalarınıza kadar geleceği ve bilinmeyenleri bilmek… daha doğrusunu bildiğini zannetmek, bilinebileceğine inanmak…

“gayba” duyulan bu özlem hayatımızın her aşamasına işlemiş durumda…

bu “geleceği bilme” ya da “bilinmeyenlerden haber verme” safsatalarının bir kısmının islam’ la zaten alakası yok. bir kısmı ise islam’ ın adı kullanılarak saptırılmakta, masum insanlarımız aldatılmakta…

“cinlerin kendisine haber getirdiğini” söyleyen sözde hocalar, “Allah tarafından kendisine bu yeteneğin verildiğini” iddia eden düzenbazlar, görülen rüyaları peygamberimize aitmiş gibi gösterilen yalan hadislerin arkasına sığınarak tahlil etmeye çalışanlar…

kurani açıdan şunu yazının en başında söyleyebiliriz : “geleceği ve bilinmeyenleri bilmek sadece Allah’ a mahsustur. Allah, sadece razı olup dilediği bazı kullarına, geleceğin veya bilinmeyenlerin bilgisinin bir kısmını, vahiy olarak bahşeder.”

bunu bize kuran söylüyor. o halde yazımıza başlamadan önce diyebiliriz ki :

durmak yok, okumaya devam..

takvimler değişsin…

din kültürü Atıp tutan yok

önce haberimizi okuyalım

özetlersek; bilim adamları 2000 yıl öncesinin gökyüzü haritasını bilgisayar ortamında oluşturup, isa peygamber’ in doğumunda ortaya çıktığı söylenen yıldızın, aralık’ ta değil, haziran’ da görüldüğünü iddia etmişler.

şimdi kuran’ a bakalım :

“Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır,” diye (ağacın) altından kendisine seslendi. / “Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün.” / “Ye, iç ve gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, ‘Ben Rahman için oruç tutmaya karar verdim. Bugün hiçbir insanla konuşmayacağım’ de.” ” (19:24-25-26)

durmak yok, okumaya devam..

kuran ve kurban

din kültürü Atıp tutan yok

kurban bayramı yaklaşıyor. kurban ibadetini kurani açıdan irdeleyeceğimize ve yanlış bilinenleri düzeltip, sadece kuran’ ı kaynak alarak bu ibadeti en doğru biçimde nasıl gerçekleştirebileceğimizi içeren bir yazı kaleme almaya söz vermiştik.

şimdi “kuran açısından kurban” ibadetine bakalım ki, kurbanımız yanlış inanışlara kurban olmasın…

durmak yok, okumaya devam..

“kaza” geliyorum demesin…

din kültürü 2 kişi atıp tutmuş

“kaza” namazı-orucun “kazası” konusunda yazacağımıza fi tarihinde söz vermiştik.

öncelikle, temel prensiplerimizi hatırlatalım :

* islam’ da tek kaynak kuran’ dır.
* hadisler, sünnet, icma, tarikatların ve mezheplerin, mezhep imamlarının, imamcıklarının fetvaları, görüşleri dine kaynak olamaz, kuran’ da olmayan bir şeyi dine sokamaz, kuran’ da yer alan bir şeyi din dışı bırakamaz.
* kıyamete kadar geçerli ve değişmeyeceği Allah tarafından garantilenen, dinin tek kaynağı kuran, tamdır, eksiksizdir. Allah unutkan değildir, kelime sıkıntısı çekmez. din ile ilgili her türlü emir – yasak kuran’ da yer alır.

bu konularda daha önce yazdığımız yazıları ve açıklamaları sağ taraftaki menülerden bulabilirsiniz.

gelelim “kaza” ibadetlerine…

durmak yok, okumaya devam..

misyonerlere göre isa, kuran’ a göre isa ..

din kültürü 4 kişi atıp tutmuş

sitemizde google reklamları yayınlanıyor biliyorsunuz. her türlü sitenin reklamları belli parametrelere göre çıkabiliyor bu alanlarda. çok ekstrem durumlar oldukça müdahale etmiyorum bu duruma. açıkçası tek tek tespit edip engellemek de zor ve hangi sitenin reklamının orada çıkacağını önceden bilmek de imkansız. her girişe farklı bir reklam çıktığından daha da zorlaşıyor. işin daha da açığı bu tür bir sansüre etik anlamda da karşıyım.

bu reklamlardan bir tanesinde, ülkemizde uzun zamandır ama yoğunlukla son yıllarda sayıları ve etkinlikleri artan misyoner kuruluşların birine rastladım. başlığı ilgimi çekti, tıkladığımda açılan sayfada ücretsiz dağıttıkları bir kitabın tanıtımı vardı. sipariş ettim, iki-üç gün geçmedi, göndermişler. ince bir kitapçık. toplam 20 sayfa kadar. kuran’ da isa peygamber ile kurtuluşun müjdelendiğini iddia ediyor.

daha açar açmaz yanlışlar gözüme çarpmaya başladı. beş dakika sürmedi tümünü okumam. bu kitabı alıp okuyanlar, ileride bir şekilde okuyacak olanlar olabilir. konuyu kurani açıdan irdelemek istedim.

durmak yok, okumaya devam..

ufukta görünen…

din kültürü 1 kişi atıp tutmuş

miraç konusunu daha önce iki yazımızda incelemiştik.

ele aldığımız konu, hadis kitaplarında yer alan, Allah’ a ve peygamberimize iftiralar, musa peygamber’ e ise övgüler içeren, musa peygamber’ i Allah’ tan ve muhammed peygamber’ den daha akıllı gibi gösteren ve maalesef islam dünyası tarafından hiç bir itiraza uğramadan kabullenilen, peygamberimizin sözleri imiş gibi gösterilen, yahudi ürünü uydurma “hadis” idi.. merak edenler, yan taraftaki menüden iki miraç yazımızı okuyabilir.

bu defa ise “miraç” konusunu kurani olarak ele alacağız. kuran’ da miraç hadisesinin nasıl geçtiğini göreceğiz. ve bir başka mucizeyi de inceleyeceğiz.

durmak yok, okumaya devam..

Allah adına haram koşanlara ultimatom

din kültürü Atıp tutan yok

daha önce “kureyş’ in damak zevki” yazımızda, hadis adını taktıkları uydurma rivayetler ile Allah adına haramlar icad edenleri ve Allah’ ın kuran’ da yenmesi yasaklanan şeyleri sıralamasına rağmen, mezhep mezhep “haramlar listesi” oluşturup uyduranları, kuran’ ı eksik bularak rivayetlere, zannlara uyarak dine eklemeler yapanları konu edinmiş ve kuran’ dan ayetlerle, Allah’ ın emirleriyle bu “şirk koşma” ları işlemiştik.

durmak yok, okumaya devam..

tempo dergisi’ ne mektup : medine’ nin mücevheri ve hadisler

din kültürü, yazı / çizi 1 kişi atıp tutmuş

41. sayısında kapak konusu olarak medine’ nin mücevheri isimli kitabı ve yazarıyla yaptıkları özel röportajı işleyen tempo dergisi’ ne gönderdiğim mektup :

durmak yok, okumaya devam..

dil ve din sorunsalı..

din kültürü Atıp tutan yok

geçtiğimiz gün gelen bir okur yorumunda, “zina” konusu sorulmuştu. benim de uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu zina..

günümüzde “zina” konusu halen 1400 yıl öncesinin yaşam tarzı ve geleneklerine göre ele alınıyor ve tanım – kavram yanlışlığı yapılarak kurani bir hataya düşülüyor.

sadece “zina” değil, bir çok konu.. bu yüzden, öncelikle tüm bu meselelerdeki sorunu tespit etmek ve teşhisi doğru koymak zorundayız.

durmak yok, okumaya devam..

kürtaj : nefsi öldürmek mi bedeni öldürmek mi?

din kültürü 1 kişi atıp tutmuş

geçtiğimiz gün kürtaj konusunda bir okur sorusu gelmişti.. doğum kontrolü ve kürtajın dini açıdan yeri her zaman tartışılagelir.

genellikle doğum kontrolü konusunda klasik itikat, yani geleneksel islamcılar, genelde tutucu bir duruş sergiler. doğum kontrolü konusunda, kurani görüşümüzü tek cümleyle kesin biçimde ortaya koyabiliriz : doğum kontrolü, hiç bir şekilde, ne muhkem, ne müteşabih, kuran’ da yer almamaktadır. kuran’ da yer almayan konuların dini hükmü kesindir : kuran’ da yasaklanmayan şey haram ya da günah değildir. kuran’ da yasaklanamayan ya da emredilmeyen şeyler, kişilerin ve toplumların inisiyatiflerine bırakılmıştır. bu yüzden doğum kontrolü, kişilerin seçimlerine ya da toplumların, devletlerin kurallarına bağlıdır.

kürtaj konusunu kurani olarak inceleyebilmek içinse ayetleri tahlil etmemiz gerekiyor.

öncelikle, “öldürmek” kuran’ da kesinlikle yasaklanmış, en büyük haramlardan biridir.

peki kürtaj, “öldürmek” midir?

durmak yok, okumaya devam..

meryem ve çiçek..

din kültürü 2 kişi atıp tutmuş

dikkat : bu güne kadar yazdığımız din bilgisi yazılarından farklı olmak üzere, bu yazı “hristiyan” camiasını da yakından ilgilendirmekte ve bildiklerini yeniden sorgulamalarını gerektirmektedir.

meryem.. meryem ana.. kutsal bakire.. isa peygamber’ in annesi.

kuran’ da adına bir sure atfedilen, bizzat Allah tarafından övülmüş bir zat..

meryem’ in isa peygamber’ i doğurması, bu güne dek hep bilindik bir hikayeyle anlatılageldi..

bakire bir kadından, mucizevi bir şekilde doğan bir peygamber..

şimdi.. meryem kıssası’ ndan, meryem gerçeği’ ne geçeceğiz.. kuran ışığında..

“ALLAH’a göre İsa’nın örneği, Adem’in örneği gibidir” (3:59)

adem’ in, daha doğrusu günümüz insanının ilk temsilcilerinin nasıl dünyaya geldiğini, kitabımız KURAN AÇISINDAN EVRİM TEORİSİ‘ nde ayrıntılı biçimde işlemiştik. kitabımızda da açıkladığımız üzere, adem, yani ilk insanlar dünyaya, tamamen biyolojik doğum yoluyla, sperm-yumurta-döllenme ilişkisi ile gelmiştir. adem’ in dünyaya gelmesi, spermin, dişi yumurta hücresini döllemesi sonucundadır. ve adem, tıpkı isa gibi biyolojik bir anneden doğmuştur.

durmak yok, okumaya devam..

bayram

din kültürü Atıp tutan yok

son günlerin tartışma konusu olmuş.. ramazan bayramı.. tartışılan kısmı, ismi..

“şeker bayramı – ramazan bayramı” tartışması..

ramazan, arap takviminde bir ay ismi.. bu aya verilen diğer isim, fıtr..

“ramazan bayramı” da derlermiş eskiden, “fıtr bayramı” da.. “şükür bayramı” da denmiş zamanla.. sonra zamanla “şükür” olmuş, “şeker”.. “büyük bayram” dendiği de olmuş.. çağlar, kültürler boyunca ismi değişmiş..

önemli olan ismi değil.. amacı ve biçimi..

biçimi zaman içinde değişmemiş isminin aksine.. ama amacı.. değişmese de saptırılmış..

durmak yok, okumaya devam..

buhari’ yi kim bombalayacak ?

din kültürü Atıp tutan yok

kitabın ismini geçen aylarda duymuştum. abd’ de yayıncısı, gelen tepkiler üzerine toplatmış. sırbistan’ da da geri çekilmiş. daha ismini ve konusunu duyar duymaz, daha önce de tekrarlanan garip bir çelişkinin yeni versiyonu olduğunu anladım. hatta ve hatta temin edebilmek için sipariş peşine düştüm.

“medine’ nin mücevheri” nden bahsediyorum. Sherry Jones isimli amerikalı gazeteci yazmış. kitap, peygamberimizin, eşlerinden aişe ile ilişkisini, cinsel hayatını konu alıyormuş. haberler öyle diyor.

durmak yok, okumaya devam..

KDR gecesi ve yanmayan kandiller

din kültürü 4 kişi atıp tutmuş

uzun zamandır gelen bir soru.. her defasında, her kandilde yazmaya niyetlendiğim, sonra uzun uzun yazmaya üşenip bir kaç kez  “arif olan anlar” ipucu verdiğim.. kandiller konusu..

kuran’ da kandiller var mı? dinimizde bu gecelerin, günlerin yeri ne?

ve kadir gecesi..

durmak yok, okumaya devam..

yıkayın ! beyninizi değil !

din kültürü 4 kişi atıp tutmuş

“merhaba kaan; ilerleyen zaman içersinde sana bolca sorularım olucak bunlardan ilki boy abdesti; bu konu hakkında değişik yorumlar yapılıyor, dinimizce boy abdestinin gerçeği nedir? kuran-ı kerimde boy abdesti nasıl geçiyor? bildiğimiz normal abdesten farkı ve detayları nedir?”

*****

sorunun cevabı yazının devamında.. aşağıdaki linki tıklayın.

durmak yok, okumaya devam..

tolerans

din kültürü Atıp tutan yok

artık ilan etmemde bir sakınca yok sanırım. inşaallah bu saatten sonra da mahçup olmam.

durmak yok, okumaya devam..

ey oruç tut onları..

din kültürü 2 kişi atıp tutmuş

ramazan geliyor. din adamları, ilahi-yatçılar için sezon açılıyor. gazeteler, televizyon kanalları, internet siteleri bir aylığına bu sezondan faydalanmak için ellerinden geleni yapacak. halkımıza bin yıldır duydukları, belletilen şeyler yine tekrar edilecek, abuk subuk soruların cevapları verilecek, kafalar karışacak, oruç “bir nefs köreltmesi” olmaktan çıkıp, tüm gün aç susuz kalma ritüeli haline getirilecek. hem de başta devletin “diyanet işleri” olmak üzere “din adamları” eli ve teşviğiyle..

ehl-i sünnet ve’l cemaat’ in bin yıldır tekrarlanan din adına din dışılık zırvalarını bir yana bırakalım ve bu güzel ibadetin, Allah’ ın tek kaynak olarak bizlere sunduğu Kuran ışığında, Allah’ ın emrettiği şekli nasıl inceleyelim..

durmak yok, okumaya devam..

önsöz

din kültürü Atıp tutan yok

KAAN GÖKTAŞ’ IN “KURAN AÇISINDAN EVRİM TEORİSİ” İSİMLİ KİTABININ DR. EDİP YÜKSEL TARAFINDAN YAZILAN ÖNSÖZÜ

durmak yok, okumaya devam..

münasebet-ül mirac

din kültürü 2 kişi atıp tutmuş

bugün miraç kandiliymiş.. yanmayan kandillerin eşliğinde “peygamberin göğe yükselmesi” kutlanacak. yani allah’ a ve peygamberimize atılan en uzun, en büyük ve en akıl dışı iftiranın kendisi..

önce neyi kutluyor(sun)uz onu bir öğrenelim.. ehl-i sünnet ve’l cemaatin başucu kitaplarından, en güvenilir hadis kitaplarından biri olan sahih-i müslim’ den aktaralım..

efendim.. peygamberimiz bir gece kabe’ deyken gökten cebrail ile burak isimli beygir gelir. peygamber burak isimli beygire biner ve kudüs’ e (uçarak) giderler. burada iki rekat namaz kılan peygamber’ e cebrail şarap sunar ama peygamber şarabı kabul etmez, süt içer. sonra yine uçarak göğe çıkarlar. semanın kapısında cebrail kapıcı meleğe (detaylı uyduran kitaplarda bu meleğin ismi cismi de yazar, biz özet geçiyoruz) “kapıyı aç” der. melek “sen kimsin?” der. cebrail “cebrail” diye cevap verir. melek “yanındaki kim?” diye sorar. cebrail “muhammed” der. (bir de bana peygamberimizden ismiyle bahsediyorum diye kızarlar) melek ısrarcıdır, “gelmesi için kendisine haber gönderildi mi?” der. cebrail “evet” der. (cebrail içeri kaçak adam sokmaktan sabıkalı mı ne, yahu cebrail aynı hadis külliyatına göre baş melek değil mi, neden bu kadar itimatsızlık?) kapı açılır. bir de bakarlar içeride adem peygamber.. adem peygamber kendilerine “hoşgeldiniz” der, hayır duada bulunur. buradan ikinci kata geçilir. oranın kapısında aynı güvenlik prosedürü uygulanır, aynı diyaloglar yaşanır. içeride iki teyze oğlu, isa peygamber ile yahya peygamber gezinmektedir. (daha detaylı uyduran kaynaklarda isa ile yahya’ nın burada gezinirken hangi duaları ettikleri de yazar) üçüncü kata geçilir, aynı diyaloglar yine ısrarla yaşanır. içerde yusuf peygamber vardır. kat kat böyle devam edilir, her katın girişinde aynı soru-cevap kısmı bıkmadan usanmadan tekrarlanır. her katta idris peygamber, harun peygamber, musa peygamber, ibrahim peygamber ile karşılaşılır, selamlaşılır, dualaşılır.. sonra cebrail, muhammed peygamber’ i “sonsuzluk ötesi ağaca” götürür. ağacın yaprakları fil kulağı gibi, meyveleri testi büyüklüğündedir. sonunda allah katına ulaşılır. allah, peygamberimize ve müslümanlara her gün elli (rakamla 50) rekat namaz emreder. (bir gün 24 saat olduğundan, gece gündüz devamlı yarımşar saat arayla namaz..) emri alan peygamber katları geri geri inmeye başlar. her katta sohbet devam eder. ibrahim peygamber ses çıkarmaz. musa peygamber’ in katına gelince peygamberimize allah’ ın ne emrettiğini sorar. peygamberimiz “günde 50 rekat namaz” deyince “bu kadarı fazla olur, git allah’ a söyle indirsin” der. peygamberimiz gerisin geri allah’ ın yanına gider “bu ibadeti azalt allah’ım” der. allah beş rekat indirir. peygamber döner, ibrahim peygamber yine ses etmez, musa peygamber itiraz eder, “git indirt” diye akıl verir, peygamber tekrar allah’ ın katına çıkar, indirim ister.. allah beş rekat daha indirir, peygamber döner, yolda musa peygamber yine itiraz eder akıl verir, peygamber yine allah’ ın katına çıkar.. allah indirdikçe musa beğenmez, musa akıl verdikçe peygamberimiz allah ile pazarlığa girişir. defalarca gel-git yapılır. en sonunda allah beş vakite kadar iner. dönüş yolunda musa peygamber bunu da beğenmez ama peygamberimiz “artık yüzüm tutmaz” der, beşte kalır namaz sayısı. (sonra allah yine indirim yapmaya karar verir herhalde ki, kuran’ da namaz 3 rekat olarak geçer.)

hadislerin detaylarındaki abartmaları, aynı olayı anlatan hadisler arasındaki çelişkileri saymıyorum bile..

konumuz asıl şu.. allah, peygamberine bir emir veriyor. peygamberimiz itirazsın bu emri kabul ediyor. yolda allah’ ın bir başka peygamberi bu emri fazla bularak, peygamberimize akıl veriyor. peygamberimiz bu akılla allah’ a gidip emrinde değişiklik istiyor. allah değiştiriyor, musa peygamber beğenmiyor. en sonunda bu durum, peygamberimizin “artık bir daha gitmeye yüzüm tutmaz” demesine kadar sürüyor.

bu hadis, allah’ ı (haşa) hesap kitap bilmez, kararı değişebilir, emri değiştirilebilir olarak, peygamberimizi ses çıkarmayan, itiraz etmeye kendi aklı ermeyen, başkalarından akıl alıp hareket eden biri olarak, yahudilerin peygamberi musa’ yı ise (haşa) allah’ tan daha akıllı, allah’ a itiraz edebilecek, allah’ ın emirlerini beğenmeme lüksüne sahip biri olarak gösteriyor.

allah (haşa) zalim işveren, musa merhametli ve akıllı sendika temsilcisi, peygamberimiz de arada getir-götür arabulucu, uzlaştırıcı sanki..

allah’ ı ve peygamberimizi bu denli küçük duruma düşüren, hakaretlerin en büyüğünü eden, musa peygamberi ise böyle övüp yücelten bir hadis kimin uydurması olabilir? tabi ki yahudilerin..

ve milyonlarca müslüman, bugün allah’ a ve peygamberimize edilen bu hakareti kutlayacak!!!

peki.. tek kaynağımız kuran’ da mirac olayı nasıl geçer? tek bir ayetle.. mekke’ den kudüs’ e gidiş olarak (isra-1).. gerisi? yok..

kime inanalım? tek bir harfinin bile değişmeyeceği bizzat allah  tarafından garanti edilmiş kuran’ a mı, allah’ ı ve peygamberi küçük düşürüp, yahudi peygamberini ikisinin karşısında öven hadise mi?

ve neyi kutlayalım?

gayr-i fenni sünnetçiler

parça parça

din kültürü Atıp tutan yok

Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ALLAH’a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir.” (En’am Suresi, 159. ayet)

“Allah’ a teslim olmak, ona itaat etmek” dini olan İslam, son ve Allah katındaki tek din, insanlığa tek bir elçi ve tek bir kitapla gönderildi.

Allah, kendisine inananlara, “en büyük mucize” yi, yaşayan, nefes alan, her çağa ve her kişiye hitap etme özelliğine sahip dünya üzerindeki gelmiş geçmiş tek metni, tek kitabı izlemelerini buyurdu.

elçinin insanlara tebliğ ettiği Kuran’ ın yolundan, elçinin ölümüyle birlikte uzaklaşılmaya başlandı.

önce, ölümünden 200 yıl sonra, onun adına uydurulan, ona aitmiş gibi gösterilen yalanları içeren kitaplar meydana çıkmaya başladı.

“hadis” leri izleyenler, Kuran’ ın yolundan bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek sapmaya başladı.

ve “hadis” leri izleyenler, elçiden yıllar sonra, aynen Allah’ ın zaman üstü bilgisi ile “her çağa hitap eden” kitabında haber verdiği gibi, “grup grup, fırka fırka” ayrılmaya başladılar.

“mezheplere” bölünen “inananlar” , Kuran’ dan ve Allah’ ın emrinden daha çok uzaklaştılar.

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var.” (Al-i İmran Suresi, 105. ayet)

Kuran, her konuda en ufak detayına kadar emirler ve yasakları sıralarken, “unutkanlık” gibi sıfatlardan uzak olan Allah, en ufak bir noktayı dahi kitabında insanlara sunarken, “mezheplere” bölünenler, “hadis” adı verilen şeytani yalanların ve iftiraların sayesinde, Allah’ ı “unutkanlıkla” , “eksiklikle” suçlamaya başladılar.

uydurdukları hadis külliyatınn Kuran ile çelişen kısımlarını, yine uydurdukları “nesh” isimli sihirli değnek yardımıyla Kuran’ dan üstün tutan mezhepçiler, kendi mezheplerinin görüşlerini de yeri geldiğinde yine kendi uydurdukları hadislerin -ve doğal olarak- Kuran’ ın üstünde bildiler.

namaz, abdest, hac, oruç gibi Kuran’ da tüm detaylarıyla emredilmiş ve söylenmiş ibadetlerde kendi aralarında tartışmalara düştüler.

dini parçaladılar. böldüler..

durmak yok, okumaya devam..

kelime-i şahadet getir, münafık ol..

din kültürü 3 kişi atıp tutmuş

Ve Allah ne zaman tek başına anılsa, öteki dünyaya inanmayanların kalpleri keskin bir nefretle dolar. Halbuki O’nun yanısıra başka isimler de anıldığı zaman hemen (yüzleri güler,) neşelenirler! (Zümer Suresi, 45. ayet)

her müslümana daha küçüklüğünden, çocukluğundan öğretilen şeydir.. kelime-i şahadet..

başka inançtan olan birisi, müslüman olmak istediğinde, kimi zaman anlamını dahi belletmeden, ilk yapılan iştir, bu cümleyi papağan gibi tekrarlattırmak.. sonra da zaten hemen sünnetçinin ellerine teslim edilir, Allah’ ın yamuk yarattığı(!) organı düzelttirmek için.. (bu konu hakkında bkz. “Oldu da bitti, maşaallah!” yazısı)

klasik itikatçi, hadislere tapan, Allah’ a şirk koşan, Kuran’ ın yasaklamasına ve lanetlemesine rağmen sapkın Yahudi ayetlerini, şeytan öğütlerini İslam adına uygulayıp, dinini parçalara ayıran, “kabak hazretlerini” pek seven, bizim dört mezhepçi ehl-i sünnet ve’l cemaat “Eşhedü en la ilahe illallah, ve eşhedü enne Muhammedün abduhu ve resuluhu” der.. şiiler buna ek olarak “ve Aliyi veliullah” eklerler..

peki.. bu cümle, daha doğrusu “Allah’ ın varlığına ve birliğine” bu şekilde şahadet etmek Kuran’ da var mıdır? şaşıranlar olacaktır belki ama.. hayır! hatta ve hatta Kuran, bu tip bir “şahitliğe” karşı çıkar.

durmak yok, okumaya devam..

« Önceki sayfalar