30 October 2007
ben..
4 kişi atıp tutmuş
Bebekliğimden beri tanırdım..
Kimileri “Çingene Kadir” derdi adına, kimileri “Deli Kadir.” Ama o “Lapa Kadir” di..
Gençliğimde, nerede bir içki sohbetine katılsak arkadaşlarla, onun hikayeleri anlatılırdı. “Şarap” denince “Lapa”gelirdi akla Silivri’ de..
Geçtiğimiz yıl deniz kenarındaki ofisimin hemen önündeki ağaçların altını mekan bellemişti. İki tane (sanırım üçer kiloluk) galon şeklinde satılan şaraplardan alır, sabahtan kurulurdu karşıma. Ben kahve içerdim, o karşı kaldırımda şarap.
İki galonu bitirince siestaya dalardı, Ağutos sıcağında ağaç gölgesi altında.
Karşıdan seslenirdim “öleceksin be Lapa” diye.. “Ben içmesini biliyorum, mezem var benim” derdi.. Mezesi, gazete kağıdına sarılmış beyaz peynirle zeytin.
“Hadi Fransızca konuş Lapa Abi” dediğimde döktürürdü : “Farle vö franse, hav maç mani, no mani, tenk yu veri maç, kam kam”
Tansel Ayyıldız ile bir yazımızda onu Belediye Başkanı yapmıştık, mevut yönetime mesaj vermek için. Hani “Lapa bile olsa böyle yapar” manasında. Kimden duyduysa gelmiş, derginin kapısında yatmıştı. “Telif parası isterim” diye. Bir şarap parası kadar bozuk parayı almadan da kalkmadı oradan..
Onun içtiği kadar ben içsem, bu yaşta ölmüştüm. Hiç ayık görmedim onu. Ama hiç bir zaman da kavga çıkardığını, kendini kaybettiğini, sağa sola sataştığını, bir kişiyi bile rahatsız ettiğini de görmedim.
Bugün söylediler.. “Lapa öldü” dediler.
Lapa Kadir Hayata Gözlerini Yumdu
27 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Bugün Tüyap Kitap Fuarı’ ndaydım. Her yıl olduğu gibi kitap kapaklarının görsel şöleni içerisinde saatlerce dolaştım. Her zamanki duraklarıma uğradım, Nesin Vakfı, Penguen ve Leman standları.. (Bu yıl Uykusuz’ un da standı vardı.) Tabi ki sivil toplum kuruluşlarının minik ve tenha saloncuğu.. Aziz Nesin’ i sık okurum ama her yıl da mutlaka fuardan bir adet Aziz Nesin kitabı almaya gayret ederim. Penguen’ in imza günü vardı fakat ben erken gelmiştim, görüşmek nasip olmadı. Zaten benim zamanımdaki “efsane kadro” nun da yerinde yeller esiyor ya neyse.. Çağçağ oradaydı bir tek. Uykusuz’ un standı da boştu, oysa Uğur Gürsoy ve Yiğit Özgür’ e (sanırım bir buçuk yıl oldu) tekrardan bir “merhaba” demek istemiştim. Carpe Diem isimli çok hoş bir yayınevi ve onun çok hoş kadsrosuyla müşerref oldum. Bir cimcime bana iki adet kitabı “zorla” sattı :) Sivil toplum kuruluşlarının minik salonunda uzun süredir yapmak istediğim bir şeyi yaptım, organ bağışında bulundum. Yürek, dalak, böbrek ne varsa kapanın elinde kalacak ben ölünce.. Ne kullanırsak kardır :) Dört poşet dolusu kitapla döndüm fuardan, pufumun yanıbaşındaki sehpamda okunmak için bekleyen bir tepe oluştu. E okuruz evel allah, bizim işimiz okumak, sizin işiniz de beni okumak :)
27 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Bu filmi çekerken Cüneyt Arkın ve yönetmen ne içtiler de kafaları böyle güzel olduysa, aynısından ben de istiyorum :
Buna ölüm kılıcı derler.
Ninjalar
Donsuz Ninja
24 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Mendirekler söyler bu şehrin türküsünü
Bu yüzden rüzgarda tuz kokar saçlarımız
Dayanamaz yürekler kadehteki mehtaba
Rakı yar dudağı,sarhoştur aşklarımız.
Neşe,hüzün ve müzik ve hatta sessizlik
O sihirli ritmi vurur; dokuz sekizlik
Bir çingenenin parmaklarındadır ömür
Bazen usulca okşar,bazen sert,katı,gür.*
Kaan Göktaş ve Alptekin Yıldız’ dan deniz ve martılar.. **
durmak yok, okumaya devam..
24 October 2007
yazı / çizi
4 kişi atıp tutmuş
12 askerimizi şehit eden saldırı, ABD’nin Kuzey Irak’taki askeri güçlerinin desteğiyle gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.
1- Bölgede öldürülen PKK’lıların elinde GPS yani coğrafi konum bildiren cihazlar ve doğrudan uyduya bağlantılı telefonlar ele geçirilmiştir. Esasen uzmanların verdiği bilgiye göre, PKK timlerinin istihbarat bilgisi böyle bir operasyonu yapmaya yeterli değildir. ABD’nin bölgede 60 bin fitte uçurduğu insansız casus uçaklarının gece görüş sistemleriyle elde ettiği istihbarat bilgileri, anında PKK timlerine aktarılmaktadır. ABD istihbarat ağı, Türk askerinin ve PKK timlerinin konumuna ilişkin elektronik enboyları (koordinatları) PKK timlerine aktarmaktadır.
2- Türk askerinin mevzilerine PKK timlerinin saldırısından önce uzaktan ABD füzeleriyle saldırıldığı ve asıl kayıpların o zaman verildiği bilgileri bulunuyor.
Kaldı ki, PKK timlerinin ABD özel kuvvetleri (Delta Force) tarafından askeri eğitimden geçirildiği artık herkes tarafından biliniyor. Nitekim PKK lideri Murat Karayılan yaptığı açıklamada, Kuzey Irak’a girecek Türk Ordusu’nun karşısında, yalnız PKK’nın değil, ABD silahlı güçlerinin ve peşmerge güçlerinin bulunduğunu açıkça söylemektedir.
durmak yok, okumaya devam..
24 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Dünyaca ünlü Who İs Who (Kim Kimdir?) ansiklopedisinde yayınlanan öz geçmişimin 2. baskı için (birincisi çok tutulmuş da hehe) taslağı geldi :
Göktaş Kaan
M : Sosyolog, Gazeteci, FA : SH Silivri Haber, ÇA : Buraya adresimi yazmışlar, alın bir ansiklopedi öğrenin, yok öyle bedavaya adres :) , D: İstanbul-Silivri, EB: Hüseyin ve Serpil, E : 2002 – Yabancı dil ağırlıklı lise , 2004 Bursa Uludağ Üni. Sosyoloji Bölümü, K : 1994-1997 Hürbakış Gazetesi (Siyasi Muhabir), 1997-1999 Sözhakkı Gazetesi (Siyasi Muhabir), 1999-2002 Hürbakış Gazetesi (Siyasi Muhabir), 2002-2003 Trakya Ekspres Gazetesi (Siyasi Muhabir), 2003-2004 Manşet Gazetesi (Bölge Temsilcisi), 2004 Hürhaber Gazetesi (Haber Müdürü), 2005 Silivri Haber (Genel Yayın Yönetmeni), 2006 SH Dijital Yayıncılık (Yayın Kurulu Başkanı) , Ö : 2001 Yılın Basın Ödülü, 2002 Yılın Basın Ödülü, 2007 LKD En İyi Kurumsal Kullanıcı Büyük Ödül Finalisti Ü : İYGAD İstanbul Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Basın Konseyi Türk Gazeteciler Derneği, İnternet Medyası Derneği , YD : İngilizce, Almanca
durmak yok, okumaya devam..
21 October 2007
ben..
1 kişi atıp tutmuş
Bayrağınızı artan PKK terörünü protesto etmek için evinize, iş yerinize asın !
Bayrak gösterelim dünyaya, bayrak !

Bu arada referandum gündemde ikinci planda kaldı ama, galiba ben yine bildim..
Ne çıktı referandumdan? % 69.12 evet.
Ben ne demiştim üç gün önce? % 70 evet.
Ah bir de Sayısal’ ı böyle tutturabilsem..
19 October 2007
yazı / çizi
3 kişi atıp tutmuş
Pazar günü halk oylaması var.
Kişisel olarak, Pazar günü sandığa gideceğim ve “hayır” oyu kullanacağım.
Konuyla ilgili “Sandığı Dağa Kaçırdılar” köşe yazım burada.
22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını, seçimden günler önce bizzat yönettiğim bir kamu oyu yoklamasında ve ayrıca kendi kişisel analizimde milimetriğe varan sonuçlar ile bilmiştim. (Ayrıntılı karşılaştırmaya göz atmak isteyenler buraya tıklayabilir.)
Pazar günkü referandum için de tahminimi bildiriyorum :
durmak yok, okumaya devam..
17 October 2007
ben..
4 kişi atıp tutmuş
Bir buçuk ay evden gerekmedikçe çıkmadım. Cemiyete cemaate katılmadım. Bugün şöyle bir “dedikodu merkezlerini” dolaşayım dedim. Bir buçuk ay içinde; 1- Hacca gitmişim, 2- Antalya’ ya yerleşmişim, 3- Ölmüşüm, 4- Şirketi, siteleri, malı mülkü satmışım, 5- Kalp krizi geçirmişim.
16 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
“Conceptual Blockbusting kitabında James L. Adams, her hangi bir problemi çözebilmek için o problem hakkında belirgin ve yoğun bir süre kafa yormayı, beyni şarj etmeye benzetiyor. Meydana gelen düşünceler ile başlayan sürece de kuluçka devresi denildiğini anlatıyor. Problemin çözümü o anda belirmese de, hiç beklemediğimiz bir anda kafamızda bu çözümün belirebileceğinden bahsediyor.” *
İki ay üşenip de bir gece birden “ya allah” deyip 96 siteyi iki saat içinde bir serverdan diğer servera taşımanın tanımı bu olsa gerek.
durmak yok, okumaya devam..
15 October 2007
yazı / çizi
8 kişi atıp tutmuş
Teskin etmeyecekti bu sonbahar beni,
Ne seni ne de beni..
Çünkü eylülü biraz eksikti,
Yağmurlarım gecikti..
12 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Hep “bir oğlum olursa adını Alpertunga koyacağım” demişimdir. Facebook’ ta gezinirken buldum Alpertunga’ yı.. Hem de Alpertunga Göktaş’ ı..
Ebemi de bulacam Facebook’ ta Allah’ in izniyle..
11 October 2007
ben..
Atıp tutan yok

Bayramınız kutlu, her gününüz bayram kadar mutlu olsun.
(Ramazan Bayramı’ nın bir diğer adı da, bir ay boyunca şükür için tutulan orucun ardından yapılan bayrama istinaden Şükür Bayramı’ dır , fakat Şükür Bayramı kelimesi zamanla deforme olmuş ve bayramın adı Şeker Bayramı’ na dönüşmüş. Bu da size bayram şekeri niyetine bir bilgi kırıntısı olsun.)
11 October 2007
ben..
Atıp tutan yok
Evimde televizyon yok. İstemedim. Fakat geceleri sabaha karşı, çalışmaktan artık gözlerim zombalak gibi olduğunda, evin içinde bir sese ihtiyaç duyuyorum. İlk başlarda uzun bir süre mp3 dinledim bu saatlerde ama o da rutine binince televizyon gerekti. Ofisten taşıdığım kutulardan tv kartımı buldum, fakat anteni bir türlü bağlayamadım. Demokrasilerde çareler tükenmez, CanliTv sitesinden ufacık bir program indirdim. Arzu eden biraz daha kaliteli bir görüntü için Google’ ı az eşeleyip codec paketlerini de bulabilir. Show Tv, Kanal D gibi çok izlenen kanallarda prime-time saatlerinde yoğunluktan ötürü takılma yapabiliyor yayın. Fakat mesela Trt 1, hem yayın çıkışından hem de trafikten gelen avantaj ile her saat çok rahat izleniyor. Sabaha karşı genelde Trt 1 izliyorum, sahur programlarındaki sohbetlerde çok ilginç muhabbetler dönüyor.
Mesela dün akşam bildiğimiz Tarhana çorbasının isminin aslında Darhane çorbası olduğunu, Osmanlı’ da genelde fakir halkın yediği bir yemek olduğunu, isminin de bir iftar sofrasında padişaha ikram edilmesiyle doğan bir diyalog sonucu Darhane olarak konulduğunu, zamanla tarhanaya dönüştüğünü öğrendim.
11 October 2007
ben..
1 kişi atıp tutmuş
Yapıncak üzümü diye bir şey var sevgili okur. Lakin ne menem bir isme sahipse, insanın yiyesi gelmiyor. Yapıncak. Yapıncak diye isim mi olur yahu? Normalde zaten üzüm yiyen bir insan değilim. Armutun sapı, üzümün çöpü derim yemem. Ama yapıncak üzümünü hiç yemem. İçim elvermez. Ne kadar zavallılık, çaresizlik çağrıştıran bir isim. Yapıncak. Zavallı yapıncak, gariban yapıncak. Vallahi bedava verseler yemem, vicdanıma sığmaz. Yapıncak diye masum bir isme sahip bir nesne yenir mi sorarım size? Patlıcan öyle mi halbuki? Değil. Bakın; “zavallı patlıcan, gariban patlıcan”.. Hiç içiniz sızladı mı? Sızlamadı.. Benim de sızlamadı. durmak yok, okumaya devam..
11 October 2007
kedili ev
1 kişi atıp tutmuş
Limon’ la yaşamaya başlayalı üç gün oldu. Üç gündür hayvan hem benim sesime alışsın, hem adını öğrensin, hem de sahibi olduğuma biat etsin diyerek evin içinde “Limooon, Limoooon” diye bağırarak geziyorum. Ta ki bir saat öncesine kadar. Artık çağırınca gelmemesinden, “Limon” denince bakmamasından kıllanmaya başlamıştım ki kafamda ampul yandı. Limon bir İran kedisi. Fakat babası da safkan bir Ankara kedisi. Ankara kedilerinin bir özelliği var ki, bu hayvanlar doğuştan sağır. Limon kızımız babaya çekmiş anlaşılan.. Evet, Limon doğuştan duyma yetisine sahip değil. Ama çok tatlı :)
10 October 2007
yazı / çizi
8 kişi atıp tutmuş
Süper Baba’nın müziğini flütle çalmışsanız
LC Waikiki veya benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa…
SHOW TV’nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum…Tabi ki bir de :İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV
Önce hüplet sonra gümlet’ hayat felsefeniz olmuşsa
Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi…)
durmak yok, okumaya devam..
9 October 2007
ben..
4 kişi atıp tutmuş
Zaman zaman böyle mesajlar, mektuplar alırım keyfim yerine gelir. Hatta bazen isimsiz mektuplar kapımın altından, posta kutuma falan bırakılır.. Hele de o mektuplar küfür içeriyorsa alır elime sırıta sırıta herkese gösteririm “bakın bana ne yazmışlar” diye.. Küfür ruhun yelpazesidir zira.. (Umarım bu yazıyı okuduktan sonra “vah garibimin küfüre ihtiyacı varmış” diyerek, kaleme kağıda sarılan olmaz)
durmak yok, okumaya devam..
7 October 2007
kedili ev
Atıp tutan yok
Yeni ev arkadaşımın ismi Limon. Anne İran, babası Ankara kedisi, 1 yaşında, miskin ve sevimli bir yaratık. Kızımız geldiğinden bu yana pineklediği için en iyi resmi de bu oldu :)
« Önceki sayfalar