kedilerim, kitaplarım, ben ve ben..

ben.. 8 kişi atıp tutmuş

Uzun zamandır kendimden bahsetmiyordum. Ne oldu bana öldüm mü kaldım mı? Sağ mıyım salim miyim?

durmak yok, okumaya devam..

hezze yangı yıl menen kotlayım

ben.. 5 kişi atıp tutmuş

clip_image002.jpg

durmak yok, okumaya devam..

darhane

ben.. 4 kişi atıp tutmuş

milletin yaptığı tarhana çorbası turuncu-kavuniçi olurken benimki neden kıpkırmızı oldu?

Berfin..

yazı / çizi 1 kişi atıp tutmuş

Kaan Göktaş ile Gezgin Yazar Dursun Özden’ in Cumhuriyet Gazetesi için Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile yaptığı röportaj Berfin Bahar Dergisi‘ nin Aralık sayısında.

Ruha Dokunmak..

yazı / çizi 3 kişi atıp tutmuş

“Ölürsem,
O zaman anlarsın.
Ölünce biri,
Pazar, kışın,
İki yüz olur hemen yüzler hemen!
Dersin, neymiş meğer!
Ben de ölürsem eğer
Ey aydın cemaat!
Lütfen öldürme beni,
Lütfen!”

Size Turan Dursun hakkında yazacağımı söylemiştim.. Bugün Turan Dursun’ a dokundum, mürekkebine, el yazısına.. Ölümünden 17 yıl sonra, ruhuna dokundum.. Kerahet vaktidir.. Yazalım..

Önce Turan Dursun’ u tanıyalım amma..

durmak yok, okumaya devam..

yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun, yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere mutlu olsun

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

Kaan Göktaş’ ın ilk kitabı İDG-1, 2008′ in ilk haftasında basıma hazır hale geliyor. :)

Tez, anti-tez hazır.  Merakla bekliyorum. Bakayım ne yazmışım?

Biz çıkalım kerevetine

kedili ev 9 kişi atıp tutmuş

“Limon’ a Koca Lazım” anketimiz sona erdi.

Şu adreste bir soru sormuş ve “Limon’ un eşini birlikte seçelim” demiştik. Limon eşine kavuştu..

Detaylar için yazının devamına tıklayın.

capture_uzayinesrari.jpg

durmak yok, okumaya devam..

kısa bi not..

ben.. 5 kişi atıp tutmuş

sazın içinde şeytan yok..

Bayram..

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

missingpeacelogo.jpgKoyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı
Bu barış var ya, bu barış
Cephedekiler için o kadar barış

Bayramınız kutlu olsun. Hep beraber nice bayramlara..

Sevgiynen :)

Bayram Hediyelerim :)

ben.. 7 kişi atıp tutmuş

Daldım sahaf dükkanlarına, kendime bayram hediyeleri aldım :)

Bir tanesi Sokak Erkeği.. Füsun Erbulak yazmış. 1990 basımı bir kitap.
Bir diğeri Turan Dursun’ dan.. Kutsal Kitapların Kaynakları.. Turan Dursun hakkında size ilerleyen günlerde ayrıntılı yazmayı düşünüyorum.
Ve.. İçlerinden en beğendiğim.. Turan Dursun’ un ilk okuduğum kitabı.. Kulleteyn.. Kütüphanemde vazgeçilmez bir yeri var(dı). Elimdeki ne oldu bilemiyorum ama kayıp. Bulamadım. Turan Dursun’ dan imzalanmış bu kitabı görünce balıklama atladım. Kolleksiyonuma..

Ve geldik en önemli esere.. Yazarı belli değil. Oldukça eski bir kitap.. İsmi Cinsel Sapıklıklar .. Bu kitabı okuyup ar, edeb, haya duyduktan sonra başkalarına  hediye edeceğim :)))

[Bu arada, önümüz bayramdır, sonrası yılbaşıdır, en olmadı iki ay sonrası dünyaya teşrifimin sene-i devriyesidir, hani hediye almak isteyen varsa kitap alsın diye.. :) ]

:))

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

Yıl 2001-2002.. O zamanlar rap müzikteki en hızlı dönemlerim. Festivallere çıkıyoruz, farklı farklı şehirlerde konserler veriyoruz. Radyo röportajları, televizyon programları.. Bir de bir plak şirketine prodüktörlük yapıyorum.. Accaip hızlı, accaip güzel günler.. Bol giyiyorum, şebek şebek stiller yapıyorum kendime.. Hatta ödüller alıyorum. E ödülü almadan önce de sahneye çıkartıp şarkı söyletiyolar adama eşek değiliz ya söylüyoruz :) Youtube’ da bulduk efendim bu videoları. Biri 2001 yapımı diğeri 2002. “Hiphop Oscarları” adı verilen bir ödül – eğlence gecesinde.. İkisinde de söylemesi ayıp ödül almışım, koltuklarım kabarık şarkı söylüyorum :) Bu arada çaktırmayın 2001′ dekinde sahnede daha iyiyim, şarkı kötü ama ben iyiyim. 2002′ de vücut dili ve sahnedeki duruş olmamış.. Sevmedim.. Ben olsam dinlemezdim beni :) Alta koydum videoları :)
“Kanun” denilen kişi 2001 yılında sahnede

Aynı adam 2002 yılında sahnede 

Hıncal..

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

Bugün kendimi Hıncal Uluç gibi hissediyorum.. Size albüm ve kitap tanıtacağım..

Şu an okuduğum kitaplardan biri.. Selman Kayabaşı yazmış.. İsmi Teşkilat. Oğuz Kaan’ dan başlayan Türk Devleti’ ni koruma amacı güden gizli teşkilatı anlatıyor. Kitap Osmanlı Dönemi’ nde Teşkilat-ı Mahsusa’ dan kısa bir bilgiyle başlıyor ve günümüze atlıyor. Güncel olayları farklı bir bakış açısıyla ele almış. PKK’ dan Türkiye-ABD ilişkilerine, Kuzey Irak’ tan İran’ ın bölgedeki faaliyetlerine, ordu içindeki köstebeklere kadar bir çok ilginç konuya değiniyor. Sürükleyici bir üslubu ve satır aralarında güzel bilgiler var. Okunmaya değer.

“Onlar; Oğuz Kağan’dan bugüne kadar, Türk’ün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi… Kimi, Gök-Türk Devleti’ni; kimi, Selçuklu Beyliği’ni; kimi, Osmanlı İmparatorluğu’nu; kimi de Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk’ten İmam-ı Gazali’ye, Selçuk Bey’den Mevlana Celaleddin-i Rûmi’ye, Osman Bey’den Dursun Fakih’e, Sultan Abdülhamit’ten Enver Paşa’ya ve Mustafa Kemal’den Turgut Özal’a kadar birçok isme; Teşkilat’ın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onlar’ın gizli faaliyetleri vardı.”

D&R’ da gezerken çok güzel bir albüme rastladım.. İsmi “O Yıllardan Hatıralar”. 60-70-80′ lerin Türk Pop hitlerini bir araya getirmiş.. Dinlemesi çok keyifli.. İçindeki şarkılar şunlar : ” 1. Deniz Ve Mehtap 2. İki Yabancı 3. Dünya Dönüyor 4. Artık Sevmeyeceğim 5. Koca Dünya 6. Hasret 7. Öyle Sarhoş Olsam Ki 8. Gözleri Aşkla Gülen 9. Sev Kardeşim 10. Hayat Bayram Olsa 11. Bir Kere Sevdim Diye 12. Yalan Gözlerin 13. Yanan Mum 14. Ankara Kızları 15. Şiribim Şiribom 16. Göreceksin Kendini 17. Meyhaneye Gömün Beni 18. Olmaz Olmaz 19. Kalenin Bedenleri 20. Ağlama Değmez Hayat 21. Sen Gidince 22. Yine Bir Gülnihal 23. Geçsin Günler Haftalar 24. Gül Ağacı Değilem”

Şu an bu yazıyı yazarken bu albümü dinliyorum.. Yineee bir gülnihaaaaaaal, aldıııııı şuuuuuu göööönlümüüüü, siiiim teen goncaa feeem bi beeeedel ool güzelll

Bu aralar okuduğum kitaplardan bir diğeri “Cebrail Raporu” .. Jean d’Ormesson yazmış.. Mevzu şu : Tanrı, insanlara kızıyor ve dünyayı yok etmeye karar veriyor. Ancak bu kararından emin olmadan önce Cebrail’ i son bir kez dünyaya gönderip bir rapor hazırlamasını istiyor. Cebrail de ıssız bir adada yaşayan ve aşk acısı çeken bir yazarın yanına iniyor.. Çok fazla kitap okuyan ve kitap okumaktan zevk alan bir insanım lakin bu kitap da öldürdü beni.. Birincisi, çok gereksiz ve uzun, dolaylı bir anlatımı var. Örneğin benim bir paragrafta anlatabileceğim bir konuyu yazar beş sayfada anlatmış.. Sonuna gelmek üzereyim, halen dönüp dönüp çocukluğundan, gençliğinden bahsediyor. Esas mevzu arada kaynamış.. Yani kitap yazarın hayat hikayesine dönmüş, arada bir de Tanrı ile Cebrail var, zaman zaman birer paragraf bahisleri geçiyor.. İkincisi; teolojik olarak çok yanlışları var. Tabi bu dini yanlışlar, yazar Hristiyan olduğu için İslami değil. Hristiyan inanışına tam uygun bile yazsaydı yine İslam inanışına göre yanlışları olacaktı, lakin tartışmaya da açık olacaktı. Ancak kitapta bahsedilen olaylar Hristiyan öğretisine de ters. Koca kitaptan bir paragraf beğendim. Sırf okumak için ve yazacağım kitaplarla çok ince bir kesişmesi olduğu için okuyorum. Zaten kitap şu an piyasada da bulunmuyor. Ben gidip açık arttırmadan ikinci el aldım.

Neyse.. Geçelim.. İki çok tatlı müzik albümü beğendim.. Biri “Our Golden Hits”.. 60-70-80 ve 90′ ların Türk Pop şarkılarının orijinallerini içeriyor. Ne yalan söyleyeyim, orijinalleri Türkçelerinden doğal olarak çok daha güzel. Henüz alamadım. En yakın zamanda kolleksiyonuma katacağım. Bir diğer albüm de “100 Classic Hits”.. Beethoven’ den Mozart’ a, Tschaikovsky’ den Sostokovic’ e klasik müziğin en iyi 100 eserini toplamışlar 6 cd içerisinde.. Onu da henüz edinemedim lakin güzel olduğunu belirtmek için dinlemeye gerek yok.

Bu arada sevgili okur, üç akşam önce yolda bir kedi yavrusu buldum. Daha doğrusu bulduk. Annem görmüş, haber verdi, ben de kıyamadım aldım. Tahmini iki aylık. İsmini “Tarçın” koyduK. Gri beyaz bir tekir. Avucum kadar. Soğukta ve sokakta bakımsız kalmış. Sütten kesilmiş durumda. Kuru mamaya alıştırdım. Tuvalet eğitimini hızla ve başarıyla verdim. Parazit ve pire için ilaçladım. Hafiften canlandırmaya, gözlerine fer ayaklarına güç getirmeyi başardım. Halen çok zayıf, bulduğumda sokakta soğukta bir köşeye sinmiş, yürüyemeyecek durumdaydı. Şimdi benimle oynamaya bile başladı. Uysal bir kedi zira ağlama, miyavlama gibi bir huyu yok. Sevgiye aç, odasına girdiğimde kucağıma çıkabilmek için türlü çeşit maymunluk yapıyor. Limon yüzünden (kediler eve ikinci bir hayvan geldiğinde “hakimiyetlerini göstermek” için hırçınlaşır.) ayrı bir odada tutuyorum. Limon’ la birbirlerine alışmaları çok zor gibi gözüküyor. Evde bakmaya devam etmem halinde o odadan salmak zorunda kalacağım ve Limon tarafından oldukça ezilecek. Cüssesi ve yaşı gereği kendini savunamaz. Ömür boyunca tek bir odada da kapalı yaşayamaz. Aranızdan bu sevimli yavruyu almak isteyen varsa verebilirim. Zira tekrar sokağa bırakmam imkansız. Hadi çıksın bi kedisever okur, bulsun Tarçın kendine sıcak ve rahat bir yuva..

Kaynana Semra..

kedili ev 1 kişi atıp tutmuş

Kedim Limon’ a koca bulmak için yaptığımız oylama devam ediyor.

Şu anki durum; Mıçka : 5 – Efendi : 9

Talihli koca adayına oy veren okurlardan birine, doğacak yavrulardan biri hediye :)

Kitaba Hoca, Limon’a Koca Lazım !

Baytar

yazı / çizi 2 kişi atıp tutmuş

Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömrün yarım gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca
En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım
Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

Lost by sevendays

ben.. 2 kişi atıp tutmuş

lost_by_s3vendays.jpgŞu anki duvar kağıdım.. Evdeki huzur, mutluluk budur..

(İndirmek için resmin üstüne tık, açılan pencerede resmin üstüne bi kere daha tık)

Nostalcik

ben.. 1 kişi atıp tutmuş

Şöyle bi biyografimi buldum :) 2002′ de yazılmış.. Hey gibi be :)

An Gelir..

yazı / çizi 3 kişi atıp tutmuş

paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski, o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet.
şarkılar susar heves kalmaz
şataraban ölür.

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar, tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür.

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan.
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı’ nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar Baki
çeşmelerden akar Sinan
an gelir
La İlahe İllallah
Kanuni Süleyman ölür.
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa korkudan ölür
tahrip gücü yüksek
saatli bir bombadır patlar
an gelir
Attila İlhan ölür.

Ölüm hakkında yazacağım birazdan..

ben.. 2 kişi atıp tutmuş

“hayaller, Kadın, 24, Ankara

 

Yasmin rahat uyu!
Sevgili CAyasemen , sondan bir önceki gün tanıştık seninle, ders çalışmam gerekirken bütün gün konuştuk. Birlikte Derya’ya mail yazdık. “Cevap gelmedi.” dedin. “Belki görmemiştir.” dedim ben de. “Umut güzel şey değil mi?” dedin sonra. Arkasından Derya aradı. Birlikte mutlu olduk. “Ölmem ben yaa! ” dedin. Her cümlenin sonuna gülücük koyduk birlikte. Hayatımın en kısa süreli ve en güzel arkadaşını buldum ben o gün. Bugün MSN’i açınca “Hoşgeldin!” dedim sana sevinçle, ama sen yoktun. Kuzeninden öğrendim acı haberini. Sezsizce uzaklara yol almışsın. Kalbimden bir şeyler kopup gitti. Daha sütsüz, şekersiz, acı kahve içecektik birlikte, dedikodu yapacaktık. Doyamadığım arkadaşım Yasmin, beni duyuyorsan, iyi ki itiraf yazmışsın, iyi ki tanışmışız, iyi ki o koskoca gün gülüşerek muhabbet etmişiz, iyi ki söylemişim ne kadar tatlı olduğunu, iyi ki söylemişim seni çok sevdiğimi… En kısa süreli ve en tatlı arkadaşım uzaklara, sana sesleniyorum. Rahat uyu!”

 

O “ölmem ben yaa!” var ya o.. Kelimenin önünde diz çöktüğüm andır.. Eşşek kadar adam bir kelimeye ağlar mı be?

Teğmenim Kayıp..

ben.. 2 kişi atıp tutmuş

resimasp.jpegAydın’ da askerlik yaparken komutanım olan, tam bir asker dostu, bir çok iyiliğini gördüğüm Fatih Uluğ Teğmen’ im (şimdi Üsteğmen olmuş) Güneydoğu’ da dağda kayıp.. Tezkere aldığım gün Fatih Teğmen’ ime gidip “Ben gazeteciyim, eğer bir gün işiniz düşerse ne gerekiyorsa yaparım” demiştim. Şimdi Fatih Üsteğmen bilinmeyen bir yerde.. Haber alınamıyor.. Maalesef elimden dua etmek ve bir kaç kaynakla görüşüp detay edinmek dışında bir şey gelmiyor :(

Fatih Uluğ Operasyonda Mı Unutuldu?

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

Belki bir çoban kavalında yitirdik Aslı’ yı, ateş böcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi. Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza, kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi…

CAyasemen aramızdan ayrıldı..

Hayko..

ben.. Atıp tutan yok

s523054614_244102_191.jpg

Jandarma Kıdemli 2 Kademeli Astsubay Başçavuş Haydar Karanfil.. Hayatımda Haydar Başçavuş’ tan korktuğum kadar hiç bir şeyden korkmadım. Çok şahane tokadını yemişliğim vardır.. Facebook’ ta gezerken kendisine değil ama resmine rastladım.. Hey gidi günler :)

Ben tezkere aldığımda 65′ inde falandı Haydar Başçavuş..  Kendisiyle aynı dönem askerlik yapanlar generaldi.. Türkiye’ de görevde olan en kıdemli astsubaydı.. Duydum emekli olmuş..

vururum-02.jpg

Bu arada benden de çakı gibi asker olmuş be :)

Kitaba Hoca Lazım ..

kedili ev 16 kişi atıp tutmuş

Limon’ a koca lazım..

Sevgili okurlarım.. Canlarım ciğerlerim.. [yağ çekme dergisahibi] Kızım Limon, yaklaşık 10-15 gün sonra bizlerin halk arasında “mart kedisi” tabir ettiğimiz düz duvara tırmanma ve fırsat bulsa dama çıkma pozisyonuna gelecek. [normal insanlar ona kızışma diyor dergisahibi] Kendisine münasip, helal süt emmiş, efendi huylu, içkisi, kumarı, hovardalığı olmayan bir eş arıyorum. Bir iki evcil hayvan sitesine ilan bıraktım. Müstakbel damat adaylarımız başvurdu. İçlerinden iki tanesi içinde kararsız kaldım. Limon’ un müstakbel eşini birlikte seçeceğiz. Siz bu yazıya atıp-tutma yoluyla görüşlerinizi bildireceksiniz, en çok oyu alan damat adayı Limon’ la zifafa girecek. [bbg evine döndürdün siteyi sonunda dergisahibi] E tabi her yarışmanın bir ödülü olur, atıp-tutup da fikir veren siz sevgili okurlarımızdan isteyen bir tanesine, Limon’ un yavrularından birini, iyi bakması, sarılıp okşaması, mıncırıp sevmesi şartıyla hediye edeceğim.

Gelelim Limon’ a..

Lmn1

Bu kızımız Limon.. Yani yarışmamızdaki gelin.. 1.5 yaşında, anne İran baba Ankara kırması.. Daha önce başından talihsiz bir evlilik geçti. 4 adet yavrusu var. Mahkeme yavruları babaya verdi.

dscn1292.jpg

Resimdeki ilk damat adayımız Mıçka. (Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.) İran-Çinçilla kırması. Eğer Limon bu arkadaşla çiftleşirse yavruları, Mıçka’ nın daha önceki şu yavrularına benzeyecek (üzerine tıklayarak büyütün) :

pana0173.JPG

İkinci damat adayımız Efendi. Safkan Ankara kedisi. (Büyütmek için resmin üstüne, daha fazla fotoğraf için buraya tıklayın)

Eğer Limon bu arkadaşla çiftleşirse, doğacak yavrular bu kedinin gri-beyazlısı olacak. Yalnız tüyleri bu kediden daha uzun olacak.

Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim. Söz jürinin.

Facebook’ ta “ebesini” görenler :)

ben.. Atıp tutan yok

İşte budur !

Prensip

ben.. 2 kişi atıp tutmuş

ayda dört kez senfoni orkestrası konserine giderim.
en ön sıraya otururum
konserin tam ortasında ayağa kalkıp ismail yk. şarkısı söylemeye başlarım
kendimi yaka paça dışarı attırırım
sonra evime gider mustafa sandal’ı ararım
ağır konuşurum
bunu 28 gün tekrarlarım
sonra tekrar arar daha ağır konuşurum
sinirlenir cevap verirse alttan alırım, özür diler telefonu kapatırım

Yeme onu !

ben.. 3 kişi atıp tutmuş


Steve herşeyi ayrım yapmadan yiyen bir arkadaşımız, yani “pisboğaz” olarak adlandırılabilecek cinsten. Hatta, özellikle acaip, başkalarının “Iyyyyyk!” diyeceği şeyleri yemekten hoşlanıyor. Daha sonra da o yiyecekle ilgili yorumlarını, yiyeceğin resmiyle birlikte sitesinde yayınlıyor. Neler yemiyor ki Steve… Domuz derisi turşusu, köpek maması, halis muhlis anne sütü, dönüşüm halinde ipekböceği konservesi, ne olduğunu idrak etmeye bile çalışmayacağım ne üdüğü belirsiz tuhaf bulamaçlar, kirli çorabında yaptığı bir tür hapishane şarabı….. Yazılarına “eğer 10 dakika içerisinde geri dönmezsem zehirlenmiş olabilirim” diye de not düşmeyi ihmal etmiyor tabi  :P Steve’ in sitesi için tıklayın ! [tuhafiye.blogsopot.com]

« Önceki sayfalar