kureyş’ in damak zevki

din kültürü 12 kişi atıp tutmuş

“Sayın Değişim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cihangir Davutoğlu ve Gazete Personeli;

Gazetenizin 23.02.2008 tarihli nüshasında “Mezhebinize Göre Haramlar ve Helaller” başlığı ile yayınladığınız ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ nın yayınladığı “Avrupa Aylık Dergi” isimli dergide yazan “Din İşleri Yüksek Kurulu” Üyesi Doç. Dr. İsmail Karagöz’ ün makalesinden referansla hazırlanan haberde, İslam dinine göre, yenmesi “helal” ve “haram” olduğu iddia edilen hayvanların bir listesi verilmiştir.

Haberinizin tamamen iyi niyetle, okuyucuyu bilgilendirme amaçla hazırlandığını, her şeyden önce deneyimli bir meslektaşınız olarak anlıyorum. Aynı şekilde, devlete bağlı “Diyanet İşleri” isimli kurumun, “Din İşleri Yüksek Kurulu” isminde bir organında görevli Doç. Dr. ünvanlı bir akademisyenin referansının sizlere oldukça güven verdiği ve bir gazeteci olarak bu Unvan ve süslü püslü isimlerin haricinde bir kaynağa başvurma ihtiyacını doğal olarak hissetmediğinizi de biliyorum.

Ne var ki, ne bu süslü püslü isim ve mevkiler ne de ünvanlar, yanlışları kapatamıyor.

durmak yok, okumaya devam..

özgürlük için

ben.. Atıp tutan yok

bir ricam olacak sevgili okur. şöyle özetleyeyim; ooxml denilen bir yazılım türü, dünya çapında standart kabul edilmeye çalışılıyor. bu kabul, benim gibi “özgür yazılım” kullanan kitleleri olumsuz etkileyecek. bu yüzden, tse’ ye gönderilmek üzere bir imza kampanyası başlatıldı. buraya tıklayarak çıkacak forma adınızı, soyadınızı ve mail adresini yazmanızı ve gönder demenizi istiyorum sadece. merak edenler, sayfadaki açıklamaları okuyabilir. ama merak etmeyin iyi bir şey.. :) hadi göreyim sizi..

bıcır bıcır..

kedili ev 4 kişi atıp tutmuş

yaklaşık 7 gündür doğumunu beklediğimiz limon, nihayet bu akşam saatlerinde doğurdu. ilk önce iki, bir saat sonra gözlerimin önünde üçüncü yavru.. şu an için üçü de, anne de sağlıklı. ilk kontrolüme göre (yarım yamalak ve aceleyle) yavrulardan ikisi (gri olanlar) erkek, biri dişi (beyaz). kendini bana sevdiriyor ama yavrulara dokunmama biraz kızıyor :) bu arada, çalışma odamda, okuduğum dergilerin bir kısmını biriktirdiğim bir sepetin içine, kapağnda rahmetli aysel gürel’ in resmi olan bir derginin üzerine doğurdu limon :) aysel gürel ve kedi yavruları kompozisyonu.. alta resimleri ekledim, çok net değiller zira daracık sepette, henüz bir kaç dakika önce doğmuş yavrular ve bir kaç dakikalık anne limon’ u fotojenik yakalamak imkansızdı. bir kaç gün sonra, hele yavrular biraz kendilerine gelsin, yeni resimler yüklerim. durmak yok, okumaya devam..

son dakika..

kedili ev 3 kişi atıp tutmuş

kronik hamile limon kızımız doğurdu sonunda stop. iki üç tane sağlıklı yavrumuz var stop. baş parmağım kadarlar stop. şimdi sevip mıncıklamaya devam etmeye gidiyorum stop. fotoğraflarını ve ayrıntıları gece yazarım stop. dede oldum ben stop.

bak biri senin için..

din kültürü 1 kişi atıp tutmuş

geçtiğimiz günlerde “cennette hangi dil konuşulacak” konusunda fetva buyuran Bugün Gazetesi’ nin Yazarı Mehmet Paksu, bugün de “kıyamet alametlerinin yüzde kaçı göründü?” konusunu ele almış.

bir önceki yazısını okuduktan sonra “bre adam sen önce bir cennete gitmeyi hak et de , ondan sonra hangi dili konuşacağını düşün.” demiştim. sözde islam alimleri olarak kaşınıza kadar şirke batmış durumdasınız, halen cennete gideceğinizi hesap ederek cennette konuşacağınız dili seçmeye çalışıyorsunuz. cehennemde hangi dil konuşulacak peki? ona neden cevap veremiyorsun? yoksa bilinç altın seni cehennemi düşünmekten bile uzak mı tutuyor? cehennem senin için hristiyanların, yahudilerin, inanmayanların gideceği yer, sen “müslümansın(!)” ya otomatikman kontenjanın var zannediyorsun değil mi? bırak cenneti, cehennemde hangi dili konuşacaksın onu bul..

bugünkü yazısında da “küçük kıyamet alametlerini” sıralamış. tabi hepsi hadis-rivayet kökenli..

durmak yok, okumaya devam..

the goktas show

ben.. 5 kişi atıp tutmuş

the truman show’ u bilirsiniz.. 1984 adlı kitabı da bilen vardır. big brother.. son zamanlarda birilerinin beni artık uzaydan uyduyla mı, gizli kamerayla mı, yoksa bi tarafıma verici mı yerleştirdiler bilmem, takip ettiğini düşünüyorum. bu paranoid ruh hali nereden mi çıktı? efendim, misal kitap okuyasım geldi, çayımı demledim, camın önüne pufuma kuruldum, battaniyemi dizlerime çektim, tarçın zıpırını okşaya okşaya kucağımda uyuttum, kitabımı da aldım, bir kaç sayfa sonra meseleye iyice daldım.. zırrrr.. cep telefonu, ev telefonu hatta kapı zili.. çalabilecek ne varsa aynı anda ve ard arda çalmaya başlıyor. ve ben bu ehl-i keyf vaziyetten “eyttere bre” deyip de vazgeçene kadar susmuyor. misal bugün, hava güzel güneşli. aldım kitaplarımı dergilerimi, indim sahile. kuruldum denizin üzerinde bir kafenin tam denize sıfır bir masasına, söyledim kahvemi, yaktım sigaramı.. iki saat boyunca, eşim, dostum, yandaşım, gardaşım.. numaramı bilen kim varsa tek tek aradı.. iki saat sonunda ancak 10-20 sayfa okuyabilmiştim, kalktım, eve dönmek üzere yola koyuldum, telefon sustu. misal marketten ya da kargo şubesinden geliyorum. elim kolum dolu. çanta, poşet, koli.. o cep telefonu susmaz. 10 senedir görmediğim okul arkadaşım bile o zamanda arar ki, bi 10 yıl daha görmeyeyim kendisini.. misal, şu yazıyı yazmaya başlayalı tam 10 dakika oldu. deney yapıyorum. yaklaşık 2 saattir evdeyim, bu süre boyunca telefonum bir kez çaldı, yazıyı yazmaya başladığım andan şu ana kadar geçen 10 dakika içerisinde ise 3 kez ev telefonum, 2 kez cep telefonum çaldı. artık kesin eminim. birileri benimle oyun oynuyor. ya da “sabır” konulu bir deneyin habersiz kobayıyım. vericiyi nereme yerleştirdiler acaba? sakat bi yer olmasa bari…

idg 1 ½

ben.. 1 kişi atıp tutmuş

çok merak ediliyor kitabın akıbeti.. bana en çok sorulan soru bu.. cevaplayalım efendim topluca..

kitap önemli bir yayınevinde şu an.. lakin “yazdım hemen basın” olmuyor işte maalesef.. kitabın yazımı bitti, önemli bir din uzmanı benim ricam üzerine bir kez okudu. ardından gönüllü olarak redaktesi yapıldı çok cici biri tarafından.. sonra ben yine elime aldım kitabı ve son şekli verdim. yayınevine teslim ettik.

yayınevi de kendi editörlerine inceletti. ancak konu “din” olunca yayınevi, din konusunda uzman bir kişiye daha kitabı inceletme gereği duydu.. ve bu arada ne yayınevinin ne bizim beklemediğimiz bir şey oldu..

redakteyi yapan cici şahıs, bize bir akıl vermişti.. biz de mantıklı bulduk, uyguladık. kitapta yorumladığımız ayetlerin, arapça orijinallerini ve arapça okunuşlarını kitabın sonuna koyduk. şeffafız ya.. “yorumumuza katılmayan, arapça da biliyorsa, açsın kitabın sonundaki kısmı, oradan baksın orijinaline, haklı olduğumuzu görsün” diyerek.. lakin.. meğerse ülke genelinde yayınlanacak bir kitapta, Kuran orijinalinden arapça hatlar veriliyorsa, bunların doğruluğunu Diyanet’ in bir kurulu denetliyormuş.  kitap şu an o denetimde. yani 2 benden +  2 yayınevinden + 1 resmi zorunlu denetleme.. 5 kez kontrol edilmiş oluyor kitap.. iki kere rafine..

bu hafta içi bu prosedürün bitecek olması lazım..

bir yandan da din uzmanı büyüğümüzün önsözü tamamlamasını bekliyoıruz hazır vaktimiz varken biraz daha..

kısacası.. az kaldı ama “ha” deyince de olmuyor işte..

neyse..

kitap için “basmaya başlıyoruz” denilip de imza atılır atılmaz, ismini, kapağını açıklıyoruz buradan. sonra satışın yapılacağı, daha önce sözünü ettiğimiz web sitesi hemen faaliyete geçiyor.

o esnada ben ikinci kitaba  başlıyorum. ikinci kitabı hiç bekletmeden buradan duyuracağız ismiyle cismiyle.

sevgiyle..

öyle böyle

ben.. 2 kişi atıp tutmuş
  • üç gündür evdeyim.. demlik demlik çay içiyorum.. çok güzel demliyorum ama sen olsan sen de içersin.
  • limon’ la aşk yaşıyoruz resmen.. hanımefendi evdeki hakimiyetinin keyfini ve hamileliğin nazını yaşıyor. kucağımdan, yanımdan ayrılmıyor, kendini bol bol sevdiriyor, koltuk altımı ısırıyor (bu huyu yeni türedi)
  • zeytin’ le tarçın salonda hapiste.. yavrular doğup 15 günlük olana kadar mahpusluğa devam. erkekler koğuşu ora..
  • limon hala doğurmadı. bugün (pazartesi) 64. gün olacak. kedilerde hamilelik 60 ile 64 gün arası. kanaması 60. günde oldu. eğer bugün de doğurmazsa, hafta içi suni sancı ile doğurtulacak. bu arada kanama ile doğum arasındaki süre farkından ötürü, çok küçük bir ihtimal de olsa baytar yavruların ölme ihtimalinden bahsediyor ama ben limon’ un karnındaki hareketleri görebiliyorum, yavrular kıpraşıyor orda, valla bak..
  • evde otururken bir müşterinin web sitesini bitirdim, ikinciye sıra geldi, üşendim, tete’ nin başına yıktım işi.. sesini çıkarmadı, yapıyo garibim..
  • okumam gereken 100′ e yakın kitap birikti, sistematik ve hızla okumaya çalışıyorum.
  • bu arada kütüphanemi gözden geçirirken fark ettim, bazı kitaplardan çifter çifter geçmiş elime. “turan dursun – kutsal kitapların kaynakları” , “turan dursun – dua” , “turan dursun , din bu 1″ , “ilhan arsel – şeriat ve kadın.. isteyen varsa hediye edebilirim. e-posta atsın yeter. kaan@kaangoktas.com
  • böyle işte..

vazgeç çocuk…

yazı / çizi 2 kişi atıp tutmuş

1194920879.jpg

Gecenin içinde gündüze hasret, yarının telaşı bugüne kısmet
Attığın ilk adım yaptığın ilk hata, vazgeç, çok uzun bu yol..
Başladığı gibi kimse bitiremedi, kimi kişiliğini kimi bedenini,
Kimiyse kendini kaybetti, vazgeç, çok uzun bu yol..

Koca bir uçurum, sonu gelmez
Çıkar dünyası, başka türlü çark dönmez..
Dur dünya dur, başım döndü,
Neredesin bahar geçemedim şu güzü..

Somut acılara soyut sevinçler,
Yazık ki kabusa alınmış biletler..
Seninle olsun bütün melekler,
Çocuk, işin çok zor..

Düşün, bir melodi gibi hayatı,
Yanlış notaya basarsan yakarlar canını..
Sahnedesin tek başına, kolay değil inan bana,
Hayatı deşifre etmek bir çırpıda..

Nasıl ki bedensiz ruhaysa cennet,
Burada da onursuz adama kıymet,
Affet Tanrı’ m beni affet,
Gelecek için uyarmam gerek..

Vazgeç çocuk, vazgeç, vazgeç, hayat tuzak sana..
Affet Tanrı’ m, affet, affet, dünya fazla bana..

Şeytanca yaşayamam, dostuma düşman olmam..
Vazgeç çocuk, vazgeç, vazgeç, hayat tuzak sana..

İlk önce bir çift küçük göz..
Açılır dünyaya, en temiz merhaba,
Beklentisiz, dertsiz tasasız,
Böyle kalman tek dileğim bu pisliğin ortasında

Çocuk… Büyümen çok zor..
Tek başına olmak, ayakta kalmak,
Çözümü dışarıda değil, özünde aramak..

Eğer büyümek kırık bir kalp demekse,
Kendini kaybedip boşlukta yürümekse,
Hiç büyüme evlat,  hep çocuk kal..

Bu yol uzun, bu yol acı dolu evlat..
Her yeni günde yeni bir işkence,
Ve bir sonraki güne faşist ön yargı,
Yaşatmazlar yaşamaya değen hayatı..

Küresel facia, kod adı dünya,
Hoş geldin çocuk, kara zindana..
Emekle geçmişe, arkana bakmadan,
Gelecek belirsiz, risk sana zarar..

Yaşadığın her şeyi kendine pay al,
Dört yönden baktıkça tehlikeler susar,
Anahtar sende, kullan kazan,
Doğru yöne çevir ve sonsuza uzan..

İlk kural; hayatı ciddiye al,
Dostunu güldür düşmanına kök söktür..
Düşün, sana yapılan kötülüklerin hesabını istemek elbette hakkın..
Hakkın olana sahip çık, kimseye minnet etme,  el etek öpme..
Yalan söyleme, özün sözün bir olsun,
Çevreni iyi seç, dostu zor bulursun..

Ah çocuk, o kadar basit değil..
Hayat bir savaş biz de savunmasız savaşçılar..
Kimisinin savaşı paraya ranta,
Kimisininki gerçek dostluğa endeksli..

Kıskanç bakışlara, çıkarcı tavırlara,
Tek koruyucu aramızdaki bu bağ..
Beklentisiz, dertsiz tasasız, böyle kalman tek dileğim,
Bu pisliğin ortasında..

Vazgeç çocuk, vazgeç, vazgeç, hayat tuzak sana..
Affet Tanrı’ m, affet, affet, dünya fazla bana..

Vazgeç…
Çocuk…

durmak yok, okumaya devam..

köşe yazılarım falan..

yazı / çizi 1 kişi atıp tutmuş

yerelturk.com.tr sitesi köşe yazılarımı yayınlamaya başladı efem.. okumak isteyen olursa..

olmadı en geç ocağın 15′ inde..

ben.. 1 kişi atıp tutmuş

20061214_1_1166057573_oqrq.jpg

bıcır bıcır yavrular geliyor

kedili ev 1 kişi atıp tutmuş

limon hanım kızımızın doğumu başladı.. bu gece başında operatör doktor olarak nöbetçiyiz efendim. gelişmeler dakika dakika burada :)

doğum sancıları devam ediyor. baytar 24 saat içinde olacak dedi. tahminim bu akşam yavruları seveceğiz. :)

♣  limon doğurmaktan vaz mı geçti ne? ikigecedir başında beklerken ben 9 değil 19 doğurdum, hayvanda tık yok. kese patladı, kanama başladı, manyak gibi kanaya kanaya geziyor ama doğurmuyor. kanguru mudur nedir içinde mi büyütecek yavruları anlamadım ki..

müslümanlık sınavı

din kültürü 5 kişi atıp tutmuş

sınav başlıyor.. istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. başarılar..

durmak yok, okumaya devam..

rahip

ben.. 3 kişi atıp tutmuş

msn açın.. biriyle sohbet penceresi başlatın.. rahip yazın.. rahip.. gitmiyor.. ilginç bi sansür :)

tube1.jpg

kar yağıyor, sınav geliyor

ben.. Atıp tutan yok

son durum efendim.. halen beyaz ötesi..

pic_0001.JPG

akşama “müslümanlık sınavı” geliyor.. kazık sorcam haberiniz ola..

beyaz ötesi

kedili ev 4 kişi atıp tutmuş

bahçemiz gördüğünüz halde.. evdeyiz efendim, çıkmıyoruz bi yere.. kar keyfine devam.
pic_0010.JPG

esas keyfi kim yapıyorsa artık..

pic_0001.JPG pic_0004.JPG pic_0011.JPG

“örtü”deki örtü..

din kültürü 2 kişi atıp tutmuş

Tanrı’ nın Doğum Günü isimli bir kitap var biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuz, ben bildiğinizi umuyorum. laf aramızda, din konusu okuduklarımı, araştırdıklarımı, bildiklerimi insanlarla paylaşma zamanımın geldiğine beni ikna eden kitap. okuduktan sonra “benim de yazmam lazım” dediğim kitap TDG.

kitabı okuduğumda beğenmediğimi söyleyemeyeceğim. beğendim TDG’ yi. hala beğeniyorum. lakin katılmadığım yerleri de vardı. mesela reformist islami bir söylemin, bizzat tanrı’ nın ağzından söylendiğini kurguluyorsan kitabında, hata yapmamak zorundasın. mükemmel olacaksın. bir insanın mükemmelliğinde değil, tanrı’ nın mükemmelliğinde olacaksın. imkansız mı? o zaman ya kurgun ya üslubun değişecek. tanrı kendi ayetini yanlış çevirip verir mi? tdg’ de -maalesef- bu vardı.. tanrı, günlük siyasi ve ekonomik meslelerde fikir belirtir mi? sosyalizmin yanlış savda olduğunu iddia eden tanrı, herkesin tanrısı olamaz. eğer tanrı, türkiye’ deki ekonomik kriz üzerinde görüş bildiriyor, nedenini söylüyor ve çözüm önerisi sunuyorsa, bu görüş ve neden, eksiksiz, hatasız olacak, çözüm ise kat’i olacak, emir olacak. tanrı sözü yahu bu.. kelamullah.. tanrı sözü dediğin 600′ lerde söylenir, 2000′ lerde hala geçerlidir. sen bir beşer olarak, 1400 yıl geçerli bir teoriyi ortaya atabilmelisin bu üsluba soyunuyorsan.. kısacası, TDG’ deki teolojik / kurani hatalar ve tanrı’ nın ağzından subjektif, günlük meseleler üzerine eleştiri / yorumlar katılmadığım, katılamayacağım kısımlar..

kitap yazmaya ilk soyunduğumda burak özdemir’ e, yani TDG’ nin yazarına bir e-posta gönderdim.  kendisine teolojik konularda kitapta düzeltmelere ihtiyaç olduğunu, ayrıca tanrı-insan diyaloğunun her kesime ulaşacak bir yazım yöntemi olmadığını anlattım. dedim ki, “kitapta kurani hatalar var. kitapta subjektif bakış açıları var. kitap, bu haliyle zaten ulaşabileceği maksimum kitleye ulaşacak. bana izin ver, kitaptaki kurani hataları düzelteyim, subjektif kısımları ayıklayayım, tanrı-insan diyaloğu olarak değil, direkt yazarın ağzından düz yazı olarak kitabı yeniden kurgulayayım. ikimizin ismi de olur, tek senin ismin de olur. bu şekilde yayınlayalım bir de..” cevap geldi, burak bey’ den : “TDG’ den alıntılar yapmak, bu değişiklikleri yapmak bir yarar getirmez. bu haliyle kitabı mümkün olduğunca fazla kişiye iletmeye çalış. insanlara TDG’ yi okut.” yani “sen kitap yazma, ben yazdım zaten” manasında bir şey..

neyse, konuyu dağıtmayalım fazla.. bundan yaklaşık 20 gün önce, burak özdemir “türban konusunda” yazacağını açıkladı internet sitesinden.. aynı günlerde ben de “türban” yazımı yazmıştım. ha yazıyorum, ha yazacağım, 20 gün geçti. ve 20 sayfalık bir yazı geldi sonunda. ismi “örtü”.. içinde ayet yorumu var, siyasi yorum var, karakter tahlili var.. yoğunluk alanım din.. önce kurani kısımlarına baktım.. ayet yorumlarına.. hiç tatmin etmedi beni.. yanlışlar var.. mesleğim gazetecilik, 14 yaşımdan beri siyaset içerisindeyim, siyasi kısımlarını okudum, kişisel düşüncedir, katıldığım yerleri olduğu gibi katılmadığım yerleri de oldu..

işin siyasi kısmını aslında ayrıca yazabilir, fikir paylaşabiliriz..

ama ben “örtü” nün kurani kısmındaki “örtü” üzerinde takıldım..

önce yazıyı okuyun. burak özdemir’ in yazdığı orijinal “örtü” yazısını.. şöyle tıklayarak okuyabilirsiniz, 20 sayfacık.. :)

başlamadan önce belirteyim, buradan sonrasını burak özdemir’ e de e-posta olarak gönderdim iki gün önce, ses seda çıkmadı.

durmak yok, okumaya devam..

karlar düşer

ben.. Atıp tutan yok

dışarıda lapa lapa kar var.. çalışma odamdayım, pencerenin önünde pufumda oturdum, kahve içip kitap okuyorum. kolonlardan george winston’ un piyano eserleri yükseliyor. odanın dört yanında mumlar ve tütsüler yanıyor. sabahtan beri ikinci kitabı bitirdim üçüncüye geçtim. kucağımda tarçın uyuyor, hareket kabiliyetim kısıtlı.. eğer ki bu ehl-i keyf vaziyetten sıyrılabilirsem, -ki sıyrılmam gerek, sigara stoğumuz bitmek üzere- akşama burak özdemir’ in “örtü” sünün teolojik “örtü” sünü kaldıracağız efendim.. sevgiynen :) [ben bu "sevgiynen" kelimesine burak özdemir' in sitesinde rastlamıştım, çok sevdim, yapıştı dilime, pelesenk oldu meret]

yayınevi

ben.. 1 kişi atıp tutmuş

“Kaan Bey,

Kitabiniz ilgi cekici olmus gercekten..

(…..)

xxxx xxxxx

xxxxx yayıncılık”

iki yeni yazı

ben.. 1 kişi atıp tutmuş

çok boşladık bu aralar sanırım burayı.. ama keyfi değil.. iş güç.. kısa zamanda iki yeni yazı gelecek.. birincisi Burak Özdemir’ in “örtü” yazısının Kurani kısmına itiraz / düzeltme.. ikincisi ise size özel.. “Müslümanlık sınavı..” ha bugün ha yarın..

aklın yolu

din kültürü Atıp tutan yok

turkdiyanetvakfia44dd.jpgTürkiye Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Müdürü Ayşe Sucu, Kuran-ı Kerim’de başörtüsü ile ilgili ayette örtünme şekliyle ilgili bir açılım olmadığını söyledi.

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Müdürü Ayşe Sucu, Aksaray İl Müftülüğünce Aksaray Kültürpark’ta düzenlenen “Dindarlık Anlayışımız ve Kadın” konulu konferansta, İslam Dini’nin kadına bakışı ve kadınların toplum içindeki yeri konusunda bilgiler verdi. Sucu, hiç kimsenin bir diğerine “illa şöyle kapanacaksın, böyle giyeceksin” diye dikte etmeye hakkı olmadığını, örtünme ile ilgili Türkiye’de yıllardır yanlış bir algılamanın olduğunu belirtti. durmak yok, okumaya devam..

1302

ben.. Atıp tutan yok

doğum günü bitti.. normal hayata dönebiliriz..

kutlama-ani.gif

buhari

din kültürü 4 kişi atıp tutmuş

Ebu Abdillah Muhammed bin İsmail bin İbrahim bin el-Mugîre bin Merdezbehe-l’ Cufî el-Buhârî..yani bilinen ismiyle İmam Buhari.. hadisçilerin “kutsal” kitaplarından  Es-Sahihi- Buhari’ nin yazarı.. resmi kaynaklara göre 59 sene yaşamış.. benim araştırmama göre ise… durmak yok, okumaya devam..

indigö(l)

ben.. 4 kişi atıp tutmuş

hep diyorum.. bu yeni nesil çocukların alayı indigo.. yok böyle bi şey.. hepsi doğuştan yetenekli, zeki.. hepsi birer misyon yüklü.. “büyümüş de küçülmüş” derler ya… işte o.. iddia ediyorum, kalıbımı basıyorum reenkarne bunlar. sırf bi indigo da ben katayım şu dünyaya diye üreyesim var, o derece..

İNEGÖL GENÇLİĞİ diye bir grup var internette.. www.yorumsizden.com sayfasından yayın yapıyorlar.. hani kırk yıllık (!) gazeteciyiz ya, siteye gözüm takıldı.. önce yakaladıkları fotoğraflar, sonra fikir, sonra yorumlar dikkatimi çekti. gençlerden bi ikisinin fotoğraflarda resmini görünce bozuldum “ayıp yahu” dedim kendi kendime, koca adamlar çocukları konu mankeni etmişler haberlerine..,

sonra utandım.. 14 çocuk beni utandırdı.. kırmızı oldum vallahi.. “biz kimiz” sayfalarına girdim.. biri lise, kalan 13′ ü ilköğretim çağı öğrencisi 14 bızdık.. aman allah’ ım..

hala hayran hayran, ebleh ebleh bakıyorum siteye.. çektikleri fotoğraflardan, yakaladıkları konulara, konuya hakimiyetten, dili kullanışlarına kadar..

valla ne diyeyim çocuklar.. helal olsun.. hep böyle kalın, hiç büyümeyin(!) e mi?

(bu arada indigo sözcüğü ile inegöl arasındaki yakınlık tesadüf mü?)

idg 1 ½

ben.. 2 kişi atıp tutmuş

idg-1 için son iki adım. yarın (pazartesi, size göre bugün) ikinci bir yayıneviyle ön görüşmemiz var. sanırım bu hafta imza haftası :) bu arada sevindirici gelişme.. daha önce bahsettiğim, islam dini konusunda kitapları, Kuran çevirileri bulunan bir din bilgini vardı ya, işte o kitaba bu hafta önsöz yazıyor. ben de bi tane yazmıştım.. iki önsözlü olcak kitap :)

« Önceki sayfalar