30 November 2008
ben..
1 kişi atıp tutmuş
kitabımızın yakında piyasaya sürülecek üçüncü baskısı için hazırlıklarımız bu gece bitiyor. üçüncü baskı “genişletilmiş baskı” olacak. ilk iki baskıdan farkı, özel bir üçüncü baskı önsözü ve ekleme bölümler içermesi. bir iki ufak düzeltme tabi ki. gelişmeleri bildireceğim.
“kurban yazısı” na gelince. sanırım pazartesi ya da salı yayınlayacağım. kurban bayramından önce yanlış bilinenleri düzeltebilmek umuduyla.
ve uzun zamandır söz verdiğim ama tutamadığım “zina yazısı”.. onu bir süre daha bekleteceğim ilgilenen bir kaç yayın organı var, görüşmeler sürüyor. eğer her şey umduğum gibi giderse zina hakkındaki yeni kurani açılımımızla röportaj ve haber olarak ilgilenecek büyük yayın organları var. onlarla eş zamanlı olarak yayınlayacağız. eğer olmazsa, zaten yine buradan vereceğiz.
şimdilik sevgiynen.. ben işimin başına dönüyorum :)
28 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
virgül dergisi’ nin bu ayki sayısında kitabımızdan bahsettiğini söylemiştik. işte o yazı :
“Anglikan Kilisesi Darwin’ den özür dilemeye karar verdi, Vatikan evrim kuramını değişik yönden inceleyen kurullar topluyor, Türkiye’ de ise Harun Yahya internet sitelerini rehin alarak hüküm sürmeye devam ediyor.
Kaan Göktaş’ ın kitabı din-evrim konusunda atılabilecek makul adımlardan biri. Bilim ile din belli bir konuda çakıştığında, bir süre sonra din yavaşça geri çekilir, bu süre yüzyıllar alabilir ama bu hep böyle olmuştur. Çünkü kutsal kitaplar başka türlü yorumlanabilir. “Evrim teorisi doğrudur” önermesi ile “Allah vardır” önermesinin birbirlerinin değillemesi olmadığından yola çıkan Göktaş da, Kuran’ daki ayetleri doğru yorumlamak gerektiğini söylüyor :
“Geleneği temsil edenlerin aksine Allah, önünüze “evrim gerçeğini” koyuyor. Geleneği temsil edenler ise, Allah’ ın dünyayı yaratma sistemi olan evrim ile Allah’ ı kavga eder durumda gösteriyorlar.” (s.22)
Kaan Göktaş’ ın Kuran’ daki ayetler ile evrimi birleştirmeye yönelik saygıdeğer çabası, tabii ki ilerlemeci, hatta teleolojik bir evrimi varsayıyor. Baika türlüsünü beklemek biraz fazla olmaz mıydı?
Kaan Göktaş’ ın temel savusunu, Kuran’ ın evrim gerçeğini 1400 yıl önce açıkladığı ama bunu o zamanki insanların anlayabileceği bir dille yaptığı yönünde…
ABD’ de evrime karşı çıkanlar lobiler oluşturmuş dini gruplar, kutsal kitapların bire bir, gündelik anlamıyla okunması gerektiğini iddia ediyorlar ve dolayısıyla dünyanın 4004 yıl önce yaratıldığına inanabiliyorlar. İslam’ da böyle bir bire bir okuma geleneği yokken, Amerikan köktendinciliğini buralara ithal etmenin ne anlamı vardı ki zaten?”
Virgül Dergisi’ nin Kasım-Aralık 2008 tarihli sayısında, kitabımızın tanıtıldığı metnin tamamını okumak için dergiyi buradan ya da gazete bayilerinden temin edebilirsiniz.
25 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
kitabımız virgül dergisi’ nin bu ayki sayısında tanıtıldı.
cumartesi günü de sabah gazetesi ile röportaj yapacağız.
23 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
kurban bayramı yaklaşıyor. yakın zaman içinde “kurban ibadeti” ile ilgili kurani kaynaklar ve bilgiler içeren bir yazı yayınlamayı düşünüyorum. bayramdan öncesine yetiştiririm sanırım. ancak öncesinde ufak bir giriş yapayım..
içinizde kurban ibadetini gerçekleştirmek isteyenler ve güç yetirenler vardır. bir kısmının klasik usulde kurbanlık hayvanı kendiniz alıp, kesip dağıtacaksınızdır. etin dağıtımı konusunda, dikkat etmenizi önerdiğim konu; nereye gittiği. alt kat komşusunun kurban kesen üst kat komşusuna, üst kat komşusunun da az önce kendisine kurban eti getiren alt kat komşusuna et verdiğine şahit olan biri olarak, kurban etinin amaca uygun şekilde “gerçekten” ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına özen gösterin lütfen. “dağıtmak sevaptır, kurban etinden yemek sevaptır” diyerek sürekli sofrasında çeşitli şekillerle et gören insanlara değil, bu ete gerçekten ihtiyacı olanlara… hatta kurban etinden kendiniz yemekten de kaçınıp tamamını bile dağıtabilirsiniz. kestiğiniz kurbanın etini yemek zorunda değilsiniz, bunun kuran’ da belirtilen “bonus sevap” tarzı ekstradan bir hükmü de yok…
aslında tavsiye ettiğim, vekalet yoluyla bir kuruma bu işi yaptırmanız. işin açığı ben (Allah kabul ederse) daha önceki yıllarda, bu yıl yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen malum derneğe (fırıldaklı, ışıldaklı olan) kestirmiş, dağıttırmıştım. bu yıl bu iddialar ve yolsuzluklar nedeniyle çekindim. ama başka dernekler de var tabi.
bu şekilde etlerin “ihtiyaç sahiplerine” dağıtılacağından emin olabilirsiniz.
şu an araştırdığım kadarıyla bu yıl en ciddi ve güvenli organizasyon kızılay tarafından yapılıyor. vekaletle kurbanınızı kesip, etini kavurma haline getirip, yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine dağıtıyorlar. size de yarım kilo kadar konserve halinde “tadımlık” bir numune gönderiyorlar kurbanınızın etinden. bu gönderileni de ister yiyin, ister dağıtın. bence dağıtın.
kurban kesimini yapan diğer dernekler de var.. mesela bazı dernekler kestirilen kurbanların etlerini ticari olarak değerlendirip, gelen gelir ile ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunuyorlar. yani kurbanınız kesiliyor, eti satılıyor, gelen para ile hayır işi yapılıyor.
lakin bu yöntemi kurban ibadetinin ana ilkesine uygun bulmuyorum şahsen. bu tip derneklere doğrudan bağış yapılıp bu ihtiyaç giderilebilir. bu zaten kuran’ ın emrettiği başka bir ibadetin kapsamı ve konusudur.
başka dernekler de var kızılay misali, kesilen eti dağıtan. bütçenize veya yakınlığınıza, şahsi intibanıza göre kararı siz verebilirsiniz.
kısacası, ana ilkemiz; kesilen kurban etinin ihtiyacı olanlara, tekrar ediyorum gerçekten ihtiyacı olanlara, sofrasında kırk yılda bir et görenlere dağıtılabilmesi.
şimdiden Allah kabul ve yardım etsin.
22 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
tempo dergisi bu haftaki sayısında (20 kasım 2008, 1094. sayı) dr. edip yüksel ve “islami reform çalışmalarını” kapak konusu yaptı. dergide yüksel’ in bir de röportajı bulunuyor. o röportajdan küçük iki kesit :
“muhammed peygamber bugün yaşasaydı mezhepler, müftüler, şeyhler onu mürted, zındık ilan ederlerdi”
“evrim teorisi Allah’ ın varlığını ve gücünü reddetmez, evrim teorisi her eementin ve molekülün uyduğu yasalarıyla birlikte o’ nun varlığını haykırır”
devamı dergide :)
21 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
türk dili dergisi‘ nin kasım-aralık 2008 sayısında kitabımız tanıtıldı.
21 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
yaşıyorum, hayattayım.. merak etmeyin :)
17 November 2008
din kültürü
2 kişi atıp tutmuş
“kaza” namazı-orucun “kazası” konusunda yazacağımıza fi tarihinde söz vermiştik.
öncelikle, temel prensiplerimizi hatırlatalım :
* islam’ da tek kaynak kuran’ dır.
* hadisler, sünnet, icma, tarikatların ve mezheplerin, mezhep imamlarının, imamcıklarının fetvaları, görüşleri dine kaynak olamaz, kuran’ da olmayan bir şeyi dine sokamaz, kuran’ da yer alan bir şeyi din dışı bırakamaz.
* kıyamete kadar geçerli ve değişmeyeceği Allah tarafından garantilenen, dinin tek kaynağı kuran, tamdır, eksiksizdir. Allah unutkan değildir, kelime sıkıntısı çekmez. din ile ilgili her türlü emir – yasak kuran’ da yer alır.
bu konularda daha önce yazdığımız yazıları ve açıklamaları sağ taraftaki menülerden bulabilirsiniz.
gelelim “kaza” ibadetlerine…
durmak yok, okumaya devam..
15 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
D&R’ ın çok satanlar listesinde ilk 10′ da 6. haftamıza girdik.. an itibariyle 9. sıradayız.
ricamızı tekrar ediyorum, kitabımızı henüz temin edemeyen, almayı düşünen ya da bir tane daha alırım diyenler.. internetten satın almak istiyorsanız d&r internet sitesinden almanızı tavsiye ederim. listedeki yerimizin sağlamlaşması açısından.
“yok ben internetten alış-veriş etmem” diyenler, tüm migros’ larda kitabımız var. daha doğrusu olmalı. migros genel merkezi yüklü miktarda kitap sipariş etti, tabi tüm türkiye’ de sürüyle migros var, dağıtım henüz oturmamış olabilir, gitmeyen şubeler vardır.. uğradığınız migros’ ta kitabımız yoksa mağaza görevlilerine söylemeniz yeterli olacaktır.
kısacası; d&r internet sitesi ve migros mağazalarına yüklenmeye devam efendim. elleriniz dert görmesin :)
14 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
dün bahsettiğim bir günlük yavru köpekçikle boğuştum bir gece boyunca.. bütün gece aynı ton ve sesle kesintisiz ağladı. en son vaziyetim şuydu, kendisi yerde, elektrik sobasının önünde, kutusunun içinde peluştan yuvasında yatıyor, ben çekyatta yarı uyur yarı uyanık vaziyette, elimde biberon aşağı sarkık, bir yandan emziriyor bir yandan artık bana ninni gibi gelmeye başlayan bitmek bilmez viyaklamaları dinliyorum. yarım saatte bir karnına pamukla masaj.. iki üç saatte bir sıcak su ile yuvasına ısı takviyesi…
sabah şansımın da yardımıyla, ki bu yavrucağın da ikinci şansı oluyordu iki gün ard arda, dünyadaki ikinci gününde, köpek besleyen ve köpeği yeni yavrulamış birini buldum araya araya.. hemmen diğer yavruların arasına kamufle olmak üzere, üvey annesinin yanına gönderdik. umarım yaşar, umarım büyür ve iyileşir. gelişmeleri uzaktan da olsa takip edeceğim. yeni sahibiyle mutluluklar diliyorum kendisine buradan, bir günlük bakıcısı olaraktan :)
bu arada isimsiz yavru % 80 ihtimalle pitbull’ muş :)
12 November 2008
ben..
2 kişi atıp tutmuş
sevgili sokak köpekleri-kedileri. lütfen “nasıl olsa kaan bakar” diye doğurup doğurup terk etmeyin..
sabahtan beri “vıyyyyyyk vıyyyyyk” şeklinde, düzenli ve aynı tonda inlemeler altında çalışmaya çalışıyorum. bir günlük bir köpek yavrusu.. yolda bulundu, bir şekilde bana geldi yine.. biberonla süt verip, pamukla çişini yaptırıyorum, küçük pet şişelere sıcak su doldurup “anne kucağı simülasyonu” yaratıyorum. yine de ağlıyor eşşek sıpası.
henüz gözleri kapalı. yaşatma mücadelemiz sürüyor. umarım hayatta kalır, gözlerini açar, hayata sarılır. sevgiynen.
8 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
bir tüyap’ ı daha geride bıraktık. ilk kez okurumuzun karşısına çıkıp imzalar attık :) bugün tüyap beylikdüzü kitap fuarı’ nda imza günündeydim. ozan yayıncılık standı’ da okurlarımızla buluştuk, edip yüksel ve ben.. çok keyifli saatler geçti. onlarca okurla birebir sohbet ettik. kitabı daha önce hiç okumayanlardan ilgisini çekerek gelip, standdan “bizden biri” olarak ayrılanlar, daha önce almasına rağmen imzalı olarak bir daha almak için gelenler ve almak için fuarı bekleyenler.. hepsiyle güzel zaman geçirdik. bu arada, çok büyük bir sürpriz yaşadım. kitapları imzalıyorum, sıra sıra dizilmiş kitaplar var önümde. birine elimi attım. kapağın üstünde beyaz bir yazı.. “ulan kim karaladı bu kitabın üstünü” diyecekken, baktım ki.. o yazıda “2. baskı” yazıyor.. şok.. yayınevinin sahibi mustafa bey’ e döndüm, sakinliğimi korumaya çalışarak sordum “bu ne?” diye.. “e sana söyledim ben” dedi.. o söylediğini iddia ediyor, ben ısrarla söylemediğini.. ama ortada koca bir gerçek var.. KİTABIMIZ 2. BASKIYI YAPTI, 2. BASKI PİYASADA ! :)) bu şu demek, satışlar, fuarda da gözlemlediğim üzere süpper. allah’ a şükür. ismini vermek istemiyorum reklam olmasın diye, tüm türkiye’ deki migros’ lar 500 tane satın almış kitaptan. bu türkiye’ deki her migros’ a yetecek kitap demek.. frankfurt’ taki kitap fuarı’ nda sadece son gün halka satış yapılmış ve oraya giden bütün kitaplarımız bitmiş… yaniii.. her şey çok iyi :) bu arada tabi şöyle bir durum var, benim 2. baskı için planladığım, “genişletilmiş baskı” yani ekstra ön söz, ekstra son kısım ve bazı ufak tefek değişiklikler, 3. baskıda olacak kısmetse. bu hızla devam edersek çok sürmez 3. baskının gelmesi. sonuç olarak toparlarsak, İMZA GÜNÜ SÜPERDİ, İLGİ GÖSTEREN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜRLER. VE KİTABIMIZIN 2. BASKISI PİYASADA!
7 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
dr. edip yüksel panel : 8 kasım 2008 cumartesi, saat 11:25′ de, istanbul tüyap kitap fuarı (beylikdüzü), büyükada salonu’ nda
kaan göktaş imza günü : 8 kasım 2008 cumartesi, saat 12:30′ dan sonra, istanbul tüyap kitap fuarı, 3 numaralı salon’ da, ozan yayıncılık standında. (511-b numaralı stand)
kaan göktaş imza günü : 9 kasım 2008 pazar, saat 11:00′ den sonra aynı standda.
fuar alanı krokisi için tıklayın
5 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
dün akşam işten yorgun argın akşam karanlığında eve döndüm.. tam sitenin kapısına geldim ki, dış kapının önünde, paspasın üstünde küçük bir kedi yavrusu.. üstü başı kirli, bir deri bir kemik.. büzülmüş yatıyor.. sen kalk, onca blok içinden, içinde kedi manyağı birinin yaşadığı apartmanın kapısına çöreklen. tesadüften başka bir şey bu.. beni görür görmez, en arabesk tonda miyavlamaya da başladı ki, en ufak bir aksi ihtimal kalmasın. e el mahkum, çıktı tabi benimle yukarı.. şu an evde, durmaksızın mama yemekte, aç geçen günlerin acısını çıkarırcasına.. limon’ la cüce de fazla tepki göstermediler. limon alıştı zaten eve sık sık evlatlık kedi yavrusu getirmeme. ismi paspas.. allah’ ın sevdiği kulu paspas.. allah’ ın sevdiği kullarından biri de benim sanırım. kitap ilk çıktığı günlerde çiziktirdiğim bir şey vardı, geçtiğimiz gece açtım itiraf.com’ u ki yayınlanmış.. hem de fuar zamanında, hem de imza gününden kısa bir süre önce.. itirafçı dostlar sağolsunlar ilgilerini esirgemedi. aramıza yeni yeni okurlar katıldı böylece.. bu arada merak edenler için söyleyeyim; kitabın satış rakamları çok iyi allah’ a şükür. ikinci baskı sanırım tüyap’ tan sonra piyasada olacak. onu da hızlı bir biçimde eritip üçüncü baskıya geçmek hedefimiz. yoğun bir iş & yazı temposundayım, bir-iki güne kalmaz kaza yazısı. çok yakında da söz verdiğimiz olay yaratacak zina makalesi gelecek. imza gününde görüşmek üzere :)
4 November 2008
ben..
Atıp tutan yok
d&r ‘ ın din kategorisinde en çok satanlar listesinde kaldığımız yerden, ilk 10′ dan tekrar giriş yaptık. listedeki 5. haftamızdayız. internet üzerinden sipariş vermek isteyenler, kitabı alacaklar veya hali hazırda almış olup da bir tane daha edinmek (hediye vs amaçlı) isteyenler, d&r’ ın internet sitesine hücum :)
3 November 2008
din kültürü
4 kişi atıp tutmuş
sitemizde google reklamları yayınlanıyor biliyorsunuz. her türlü sitenin reklamları belli parametrelere göre çıkabiliyor bu alanlarda. çok ekstrem durumlar oldukça müdahale etmiyorum bu duruma. açıkçası tek tek tespit edip engellemek de zor ve hangi sitenin reklamının orada çıkacağını önceden bilmek de imkansız. her girişe farklı bir reklam çıktığından daha da zorlaşıyor. işin daha da açığı bu tür bir sansüre etik anlamda da karşıyım.
bu reklamlardan bir tanesinde, ülkemizde uzun zamandır ama yoğunlukla son yıllarda sayıları ve etkinlikleri artan misyoner kuruluşların birine rastladım. başlığı ilgimi çekti, tıkladığımda açılan sayfada ücretsiz dağıttıkları bir kitabın tanıtımı vardı. sipariş ettim, iki-üç gün geçmedi, göndermişler. ince bir kitapçık. toplam 20 sayfa kadar. kuran’ da isa peygamber ile kurtuluşun müjdelendiğini iddia ediyor.
daha açar açmaz yanlışlar gözüme çarpmaya başladı. beş dakika sürmedi tümünü okumam. bu kitabı alıp okuyanlar, ileride bir şekilde okuyacak olanlar olabilir. konuyu kurani açıdan irdelemek istedim.
durmak yok, okumaya devam..
2 November 2008
ben..
8 kişi atıp tutmuş
tüyap istanbul kitap fuarı’ na girdiniz.. 6 ya da 7. salonda gezerken, bir adamın camiden verdiği vaazın bangır bangır görüntülerinin yayınlandığı bir stand, o standda da aynı kişinin boy boy kitapları olduğunu göreceksiniz. adam dediğim “yeşil hoca” diye anılan bir kişi imiş. o kendisinden daha çok “hazretleri” diye bahsedilmesinden hoşlanıyor. kitaplarının önünde arkasında her yerinde “bilmemkim yeşil hoca efendi hazretleri” ünvanlarını görmek mümkün. e haliyle ilgimi çekti. bir kaç kitabını karıştırırken standda görevli amca yanıma geliverdi. elinde koca bir cilt.. mutlaka almam gerektiğini söyledi. aldım içine bir baktım, her yerde örnekleri görünen, rivayetlerden ve hikayelerden oluşma, peygamberimizin hayatından bahseden bir kitap. teşekkür ettim, elimde bu tip kitaplardan cilt cilt bulunduğunu söyledim. ısrar etti. ben inat ettim o ısrar etti. fiyatı da 4 katı düşürdü bu arada. tam çekip gidecekken, bir teklifte bulundu. bana bir soru soracak, bilirsem hem o kitabı hem de komple bir tefsir cildi hediye edecek. bilemezsem kitabı indirdiği fiyattan alacağım. sor dedim. aman allah.. “hudeybiye anlaşması imzalanırken, peygamberimiz sahabeden ebu bilmemkim’ in kulağına ne fısıldamış?”.. ne fısıldamış? sen yanında mıydın fısıldarken, iki kişinin fısıldaşmasını nasıl dinlediniz de kaydettiniz bre? soru saçmalık derecesinde olunca, cevabı olamıyor. lakin söz ağızdan bir kere çıkar, paşa paşa alıverdim kitabı. tam ayrılacağım “yeter artık” diye, kitabı övmeye devam etti arkamdan, geceleri okurken tüylerimin diken diken olacağını, bambaşka alemlere gideceğimi söyledi. dayanamadım, döndüm, “amca” dedim, “açsam kuran okusam, tüylerim diken diken olmaz mı, başka alemlere gidemez miyim?”.. zurnanın zart dediği yer burası imiş meğerse.. pişkin pişkin “bu da kuran gibi, kuran’ la aynı” deyiverdi. kitabı kafasına fırlatmamak için zor tuttum bir-iki saniye kendimi, düşünceler kafamdan geçti gitti.. tam da o anda telefonu çaldı, arayan kişiye “şimdi bir genç geldi siftah yaptım” dedi.. saat akşamın 6′ sı falan.. haddini de aşsa, sınırı da geçse, rızkı, siftahı benden nasip o gün anlaşıldı.. bunun önüne geçmek imkansız. ayrıldım standdan. öğlenden sonra girdiğim fuardan, akşam kapanış saatine yakın çıktım bu arada.. elimde beş torba dolusu kitap ile.. bu arada, kitabımız 3. salonda, ozan yayıncılık standında, arz-ı endam ediyor.. sizleri de ziyaretine bekliyor :)
1 November 2008
ben..
1 kişi atıp tutmuş
yine söz verdim tutamadım. “kaza” yazısını geciktirdim. makul mantıklı sebeplerim vardı kendime göre tabi :) sözümden caymadım, yazı gelecek bir-iki gün içinde. bir de misyoner amcalar bir kitapçık göndermişler, “kuran’ a göre isa’ da kurtuluş bulunur” isimli bir şey.. bir kaç ayeti alıp çarpıtıp sunmuşlar. onlara ufak bir eleştiri de kaleme alıyorum aynı zamanda. paylaşacağım. ama önce.. tüyap’ a gitmem gerek. accayip negatif elektrik yüklüyüm iki gündür iki zibidinin egoları, tripleri ve kompleksleri yüzünden. gidip kitaplar arasında stres atmam lazım. sonra bir doğumgünü kutlamam lazım. ardından çalışmam lazım birazcık (yeni bir gazetede, yeni bir işe başladım efendim, hayırlı olsun bana).. bu esnada söz verdiğim iki yazıyı yetiştirip, kitabımızın ikinci baskısının son şeklini vermem lazım.. lazım da lazım.. devlet bana sahip çıksın, günlerin 36 saate çıkması talebimi yineliyorum.