otlar kuşlar böcekler
11 May 2009 1:40 am ben..aylak kasap billurlarını tartarmış ya, ben de aylak günlerimde kendimi yeşilliğe, ota kuşa böceğe vurdum sevgili okur.. şu ana kadar bitkilerle aram pek bir mesafeliydi.. evimde daha doğrusu elimde bitki yetişmez, hazır yetişmiş bitki de ölürdü… ben ki ne kedileri köpekleri büyütmüş beslemiş adamım… altı üstü bir ot yahu, o mu beni alt edecek? önce kendimi garantiye alayım dedim, yaklaşık 1.5 yıl önce, üç tane, çiçekleri renkli renkli, miniminnacık kaktüs hediye gelmişti.. onlarla pratik yaptım.. e kaktüs dediğin kolay tabi, aylarca su vermedim bana mısın demediler, ışık olsun yeter… sonra bonzai’ ye heves saldım, ı-ıh, olmadı.. hazır saksıda fesleğen aldım, o tuttu bak, bir yaz mevsimi boyunca mutlu mesut yaşadık, sonra kış geldiği için herhalde soldu zavallım… “pencere önü bostanları” denilen yeni moda hede hödölerden aldım, bir kısmı tutmadı, kedi otu olanlar tuttu sadece, onu da kediler yedi, zaten kedilerin yemesine yarıyordu kendileri :) bu defa konserve kutuda hazır tohumlara dadandım, onlardan da bir tane ayçiçeği tohumu hafiften 3-4 cm kadar boynunu uzatmayı başardı, kediler onu da yedi :) tam pes etmiştim ki.. bu olaylar geçmişte oluyor bu arada… işten ayrılıp evde vakit geçirmeye başlayınca yeniden, ot merakım, yeşillik hevesim yeniden alevlendi. önce internetten çam fidesi aldım. evet çam fidesi. fıstık çamı hem de. evde bakmaya kalkışmadım tabi, planım farklıydı, yeni bir proje için ön deneme sadece, bugün ektik kendisini. artık dikili bir ağacım var :) dedemin silivri’ nin cici bir köyündeki cici ve miniminnacık çiftliğinde toprağa verdik çamı, büyüyecek kocaman olacak, altında kitap okuyacağım :) tabi uzun vadeli bir hayal, en az 20 yılı var :) çiftlik demişken, her gittiğimde evi barkı bırakıp oraya yerleşmeye karar veriyorum. bahçesinde envayi çeşit sebze ekili, iki tane şirin köpek, bir miktar tavuk-horoz-civciv ailesi, onların taze yumurtaları, “orgaaanik” kuyu, kuyunun suyu, bir adet yakması-pişirmesi-yemesi accayip zevkli mangal, bol miktarda arı kovanı ve binlerce arı.. şehirden uzak gibi ama aslında yakın gibi süper bir yer.. her gidişimde diyorum, arka tarafa derme çatma bir klube kurayım, elektrik, telefon, internet hiçbir şey istemez, gaz lambası eşliğinde kitap okur, daktiloda yazı yazarım, blog niyetine de sizlere mektup atarım artık herhalde, neyse… tabi fantastik bir hayal ama bakarsınız bir gün “eyttere be” deyip gerçeğe çeviririm, benim işim belli olmaz.. nerede kalmıştık? hah, çamı oraya diktik, geldik. o esnada eve saksı içinde gül fidesi almıştım, uyandım artık işe, tohum almıyorum, fide işine girdim, fide halinde satın alıyorum, en azından azcık da olsa büyümesi garanti :) efendim, gülüm 2 adet çiçek açtı, 5-6 adet de patlamaya hazır tomurcuğum var, gözüm gibi bakıyorum, onlar da açarsa kaptım ben bu işi :) salonun sabahtan itibaren öğleden sonraya kadar cayır cayır güneş alan doğu cephe camı ve doğu cephe balkonu yeşillendirmeye karar verdim. ama herkes, daha doğrusu makul insanlar böyle ev çiçekleri, ev bitkileri falan yetiştirir ya.. beni o kesmez.. bir adet zeytin ağacı fidesi, ki kendileri 200 yıl yaşıyor, sıkıysa elimde solsun, solmaz herhalde, yok canım… ikişer adet hıyar, domates, biber fidesi, kahve ağacı, evet kahve ağacı, osmanlı biberi, bu da dünyanın en acı dördüncü biberiymiş bu arada, kekik tohumu falan sipariş ettim, bir de defne ağacı fidesi.. böyle manyak bir botanik ortam söz konusu.. azimliyim, yetişecek onlar, kendime zeytinli çoban salata yapıp, üstüne kekikli çay içeceğim, kahve de olabilir, defneden de sabun yaparım anasını satayım. biberi de ağzıma süreyim dur, ilk defa alanen böyle bir kelime yazdım çünkü… yeni projeler var sevgili okur, tek tek hayata geçirmeye çalışıyorum, tete beni yüzüstü bıraktı, bir yandan da aslında bildiğim ama epey geri kaldığım php teknolojisine uyum sağlamaya çalışıyorum, yeni projelerin sitelerini kendi ellerimle kodlayacağım çünkü. bir yandan da haldır haldır yazıp, okuyorum. yeni projelerden bugün yarın bahsederim, ama önce gg’ de ufak bir arama yapmam lazım, kuş yuvası istiyorum balkona, hani böyle kimsesiz garip gureba kuşlar gelip yemlenir, su içer falan ya, ondan.. sevgiynen efendim.
